Samanyolu Galaksisi içinde Güneş Sisteminde dünyaya geldim...
Güneş Sistemi içinde, Dünya üzerinde var oldum ama, bu konuda da bana hiçbir şey sorulmadı... Bu da benim isteğim ve iraden dışında!
Dünya üzerinde hangi kıtada meydana gelmek istediğim de bana sorulmadı! Asya ile Avrupa'nın ortasında Avrasya denen bir bölgede Türkiye'de dünyaya geldim! Türkiye'nin hangi bölgesinde, hangi ırktan, hangi cinsten, hangi dinden, hangi kavimden gelmek istediğim de bana sorulmadı!!!
İstanbul'un göbeğinde, Cerrahpaşa'da dünyaya geldim!
Bana yine sorulmadı, hangi aileden, hangi sülaleden yani hangi genetik özelliklere sahip olarak gelmek istediğim!!!
Kendimi, rahmetli "Adalet" isimli annenin rahminden Dünya'ya çıkarken buldum!!! Benim seçimim olmayan o âli sülalenin genetiği bana nasip oldu; o genetiğin getirdiği özellikler ile beni var etti!
Ve gene benim tercihim söz konusu olmadan, bir erkek cinsiyeti ile dünyaya geldim!
Erkek veya dişi, güzel veya çirkin, uzun veya kısa, akıllı veya akılsız denebilecek özelliklerde benim seçimim değil!
Kısacası, şu noktaya kadar olan hiçbir şey benim seçimim ya da irade-i cüzümün dileği değil!
Böyle bir noktada buldum kendimi...
"Niye böyleyim?" diye soru sormak istediğim bir varlığı aramaya kalktığım zaman, Dünya'da başımı kaldırıyorum, 150 milyon km ötede, gerçekte 1.333.000 Dünya büyüklüğünde olup, gözüme bir tava kadar görünen Güneş'i görüyorum...
Gözüm ona ilişemiyor... Havsalam onun büyüklüğünü varlığını algılayamıyor!!! Ve o Güneş gibi 400 milyar güneşten oluştuğu söylenen bir Galaksi'nin uçsuz bucaksız sonsuzluğuna açılıp bir muhatap bulamıyorum!!!
Kime yönelip kime ne soru soracağım; "Niye, neden, niçin,nasıl?" diye...
Bunun muhatabını bulamıyorum!
Sonuçta, olduğum yerde, kendimi, olduğum gibi kabullenmekten başka şansım kalmıyor! O