Alman asıllıydı ama Çar III. Petro ile evlenmesinin ardından "Doğduğun değil doyduğun yer vatanındır" deyişini haklı çıkartırcasına, hayatını kurduğu Rusya'da ülkenin geleceğini kurmaya soyundu. Bir kısmını Osmanlı'dan olmak üzere, ele geçirdiği topraklarla Rusya'yı şişmanlattı. Reformları kadar hızlı aşk hayatıyla da adından söz ettirdi. 1796'da St. Petersburg'da 67 yaşındayken öldüğünde ardında tarihin büyükler sınıfına girmeyi haklı çıkartacak bir miras bırakmıştı.
"Siz filozoflar ne şanslı insanlarsınız. Sizler kağıda yazıyorsunuz. Kağıt dayanıklı. Ama ben zavallı Çariçe, ben insanların pek narin ciltlerine yazıyorum."
Katerina
Eli sopalı ama iyi niyetli bir lider olarak yaşadı. 8 Şubat 1725'te arkasında bir varis bırakmadan çok sevdiği St. Ptersburg'da öldüğünde, ardından kimileri deli, kimileri dahi demişti.
Daha çok büyük Petro olarak bilinen Çar.1. Petro, 1682'den 1725'e dek Çarlık Rüyası'nı yönetti. Ama ne yönetme! Rus devletinin ve toplumunun her hücresine nüfuz eden reformlarıyla devleti dönüştürdü. Onunkisi ideoloji olmaktan ziyade pragmatist bir dönüşümdü. Ya da ideallerden ziyade pratik ihtiyaçlardan beslenen bir reformlar silsilesi. Ama öyle ya da böyle bazı uygulamalarıyla başta bizim ülkemiz olmak üzere deli ya da çılgın olarak isimlendirilse de petronun çağdaş Avrupa teori ve uygulamalarını devasa imparatorluğuna yedirmesiyle, Rusya'nın modernleştiği ve Avrupa ekonomik ve siyasi sistemine adapte olduğu tartışılmaz bir gerçektir.