Restoranları olan, gözleri doğuştan beri görmeyen iş adamına; "Restoran zinciriniz var, çok zengin ve başarılısınız, gözlerinizin görmemesine üzülüyor musunuz?" diye sormuşlardı. O da, "Sizin gibi insanlar söylemeseydi, ben gözümün görmediğini nereden bilecektim?" diye cevap vermişti.
İnsan, ölüm için değil, hayat içindir; cehalet için değil, bilgi içindir; kölelik için değil, özgürlük içindir.
Fakat her insanın bir zamanı var. Zaman ise çok, ama çok uzundur.
İnsanlar bir sabah uyanıp kendilerinin ve başkalarının adlarını unutsalar, onlara ne olurdu acaba, bir bilebilsem! Kayıtlarının yok olmasıyla hayatları da yok olmaz mı? Çünkü onların her biri hayat ve anlamı için değil, adı için ve adıyla yaşar. İnsanoğlu, adını kayıtlardan silersen, hayattan da silindiğini zanneder.
Onlara ne ki hep adımı, annemin adını, babamın adını, ülkemi ve yaşımı soruyorlar. Acaba adımın Yakup, Zekeriya veya Yusuf olduğunu öğrendiklerinde gözlerinde değişecek miyim, meçhul bir insan olmaktan kurtulacak mıyım veya yüzüm güvenin delik deşik ettiği tahta parçalarına benzemeyecek mi?