"Ben dünyanın ışığıyım... Barış sizinle olsun..." Ama barış hiçbir zaman bizimle olmamıştı, bu gidişle de olacağı yoktu. İnsanlar var olduklarından bu yana öldürmeyi sürdürüyorlardı, toplu olarak ya da tek tek.
Fakat ne zaman bu sarnıca insem, ne zaman bu nemli havayı ciğerlerime çeksem, ne zaman bu sütun ormanının arasında dalsam hepi topu birkaç adım ötemde akıp gitmekte olan günümüz yaşamının çok uzağına düşmüşüm, başka bir zamana, başka bir boyuta geçmişim gibi gelirdi bana. Şimdi de öyle olmuştu işte, burasının atmosferi düşüncelerimi kesintiye uğratmış, kendi büyüsüyle aklımı sarıp sarmalamıştı.
Bazen en büyük yorgunluk, zihnimizden ve kalbimizden taşan şeyleri taşıyamamaktan gelir.
"İnsan yalnız bedeniyle değil, ruhuyla da yorulur. Düşünceler ağır gelir, hisler taşınmaz olur, insan kendi içinde kaybolur."
Sadece biraz yoruldum..
Hepimizin bir tek ortak özelliği vardı: İnsan olmak. Farklı inançlara, farklı etnik kökenlere, farklı cinsiyetlere, farklı dünya görüşlerine sahip olsak da hepimiz insandık.