Sıkıntısının bugüne ve sonraya dair birçok nedeni vardı. Genç olduğu ve aptal heveslerin tuzağına kapıldığı için kendine, ayrıca içinde yaşadığı dünyayı bir sefalet ve samimiyetsizlik tasavvuruyla değiştiren talihine kızgındı.
Ruhunda canlandırdığı hayallerle gerçek dünyada da karşılaşmak istiyordu. Nerede, nasıl arayacağını bilemiyordu ama içinden gelen bir ses, kendisi bir şey yapmadan, o hayalin gelip onu bulacağını fısıldıyordu yüreğine.
Pencerenin dışında solgun bir gün ışığı vardı. Ölür müyüm diye merak etti. Güneşli bir günde nasıl ölünüyorsa böyle bir günde de pekâlâ ölebilirdi insan.