Sanatçının Gençlik Portresi

·
Okunma
·
Beğeni
·
3466
Gösterim
Adı:
Sanatçının Gençlik Portresi
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053759690
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Modern edebiyatın en çetrefil, dilin, anlatının sınırlarını yıkıp geçen, roman türünü bambaşka ihtimallerle tanıştıran yazarı James Joyce için, Beckett onun eserleri şeyle ilgili değil, o şeyin ta kendisidir, der. Jorge Luis Borges, Flann O'Brien, David Foster Wallace, Gabriel Garcia Marquez ve başka sayısız yazarı etkileyen Joyce, sadece Dublin'i ve İrlanda'yı anlatarak evrensel ve zamansız bir edebiyat bıraktı ardında.

Joyce'un Cizvit okullarında geçen çocukluğundan, üniversitede tanıştığı insanlardan, alkolik babasından, dindar annesinden, dönemin siyasi gerginliklerinden, inançla, kadınlarla ilişkisinden beslenerek yazdığı bu roman, sanatçının, yazarın neden kalabalıktan ayrıldığını, ayrılmak zorunda kaldığını gösteren, serbest dolaylı anlatımın, bilinç akışı tekniğinin en güçlü örneklerinden.

Sanatçının Gençlik Portresi, gençlik ateşiyle öfkeli, kendinden emin, içinde fırtınalar kopan, çok çok tartışan ya da sadece dinlemekle, izlemekle yetinen ama yazarken, yazıyı konuşurken gürül gürül canlanan sanatçının belki de hiç değişmeyecek hikayesi.

Sanatçının Gençlik Portresi, İngiliz edebiyatının daimi bir parçası olarak kalacaktır.
- Ezra Pound

Büyüleyici. Bir yetişkinliğe adım atma hikayesi, belki de İngiliz edebiyatında bu türün başlıca örneği.
- Karl Ove Knausgaard
339 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Stephen Dedalus’un, aile, din, toplum baskısına baş kaldırarak, sürgünü ve yalnızlığı göze alıp, sanatçı olma yolunda ilerlemeyi tercih ettiği sarsıcı bir eser. Bütün kitabın sayısız epifaniler üzerine kurulu olduğunu fark ederiz. Her bölümün sonunda Stephen gerçeğe biraz daha yaklaşmış ve bir zafer kazanmıştır. Her ne kadar kitap James Joyce’un otobiyografisi olarak görünsede, Stephen Dedalus, Joyce’un kendisi değildir. Portreyi yazarken kelimelerle gerçeği uzlaştırdığını anlarız. Ulysses’i okurken çok daha keyif almama rağmen bu eserini de tavsiye ediyorum.Büyüksün Joyce.
339 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Joyce okumalarıma önce Dublinliler ile başlamıştım. Bu yolculuğun en başında 4.yy’dan başlayarak İrlanda tarihini ve James Joyce’un hayatını araştırdım. Bu başlangıç her iki kitap için de çok faydalı ve güçlü bir alt yapı oldu. “Portre” romanı Joyce’un hayat hikayesiyle örtüşen otobiyografik bir kurgu. Daha ilk sayfadan itibaren algı uyandıran nesne kullanımıyla estetik kavramını okuyucuya aktarmaya çalışmış james Joyce. Bu yönüyle de statik sanat’ın en güzel örneklerinden biri. Kitap; Stephen Dedalus’un çocukluktan başlayarak herkese ve her şeye başkaldıran, özgürlük ve sanat arayışında tüm konfor alanlarını cesurca terkeden bir gencin ruhsal, entelektüel ve cinsel uyanışını, epifani anlarını bizlere sunuyor. Roman boyunca Dedalus’un sadece kronolojik gelişimine değil, olaylara bakış açısının onu ne denli derin ve hassas bir olgunluğa eriştirdiğine de şahit oluyoruz. Okurken ben, zaman zaman kitabın içine uzanıp Stephen’ı sarsmak, ona insan olduğunu hatırlatmak istedim. Bence Joyce okura kendi kendini sorgulamak, kendisiyle ilgili yeni şeyler keşfetmek ve kendini bulmak konusunda ilham veriyor... Bu arada “Stephen Dedalus” öylesine seçilmiş bir isim değil, Joyce’a bu konuda da hayran kaldım. İsim hakkında bir şey yazmıyorum onu da siz bulun:) sonra bu konuyu zevkle tartışabiliriz hatta:) bundan sonra ki okumam sıcağı sıcağınayken ve Fuat hocamın cesaretlendirmesiyle de Ulysses olacak. Üstesinden gelebilirim umarım 🤞 Yaptığım karşılaştırma sonrasında kitabı sevgili @fuatsevimay çevirisinden okumaya karar vermiştim. Böyle önemli bir eseri @fuatsevimay çevirisi ve rehberliğiyle okumak çok kıymetli. Portre, kitaplığımın “en sevdiklerim” köşesinde yerini aldı.
Yalçın
Yalçın Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi'ni inceledi.
339 syf.
Bir başka modernizm öncüsü olan ünlü 'Ulyses'in yazarı James Joyce'un ilk kitabıdır. Orjinali "Portrait of An Artist as A Young Man" , keşke Türkçeye böyle çevrilmese dedirtmiştir bana. Kitap Joyce'un biografisi denilse de zannımca yanlış bi algıdır, çünkü kitap tamamen onun yaşamına ait değildir. Joyce temel olarak yaşadığı çevreden kesitler almıştır ; örneğin eser Dublin'de geçer, çocuk din okuluna gitmiştir fakat yazar olmuştur, babası milliyetçidir vs. Fakat romanda ki örgü ve olayların tamamen ona ait bir yaşam olmadığı, Joyce'un bunların üzerine diktiği bir yapıttır "Portrait of An Artist".

Dediğimiz üzere roman Dublin'de Stephen Deadlus isimli çocuk ile başlar ve yaklaşık 20li yaşlarına kadar olan olayları anlatarak devam eder. Bu yüzden roman uzun bir zamanı kapsayan bir çocuğun serüvenleri olduğu için Bildungsroman kategorisine girebilir. Stephen milliyetçi bir baba ve dinine bağlı bir anneye dahil olan bir ailede yetişir. Küçük yaşlarda bu duygulardan çok etkilenir fakat sorgulayamaz. Bu yüzden dini bir okulda başlar hayatına. Devamında ise dini duyguları sorgulayıp Paris'e okumaya fakat daha sonrasında maddi sıkıntılar sebebiyle ve babasının da durumunun kötüleşmesiyle Dublin'e geri döner. Aynı zamanda İrlanda bağımsızlık savaşı patlak verir, Stephen zinaya karışır, kiliseye geri döner fakat yapamayacağını anlayıp hayattan zevk almaya bakan Stephen yazar olmaya karar verir. Özetle kültürel baskılara karşı verilen mücadeleyi ve bu çevrede yaşanılan deneyimleri nesnellikle değil ama öznellik ile güzelce anlatır Joyce. Zamanda bir ileri bir geri gideriz. Anlatıcı sürekli değişir ve bu sayede biz okuyucu da kendi öznel yorumlamamıza sahip olabilir, kendimizi de eleştirebilir kendimizde de bişeyler bulabiliriz.
339 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
James Joyce'un otobiyografik ilk romanı olan kitap, çoğunlukla eğitim yıllarını konu alır. Özellikle Cizvit eğitimi içerisinde inanç sorunları ön plandadır ki inançsızlığa varır ve edebiyat coşkusunu da içerir.
Joyce, üslup ile edebi zevki kurma peşinde. Çünkü konu akışını, bilinçli ya da bilinçsiz, ikinci planda görüyoruz. Bu da edebi zevki önemseyenler için artı olsa da diğerleri için eksi... Konuyla bir yere varamıyorsunuz. Dağa doğrusu genel olarak olayları algılıyorsunuz ancak nereye varacağını ya da vardığını bulmak imkansız.
Adı aklıma gelmeyen bir yazarın dediği gibi, "Okunmayı bekleyen yüzlerce kitap var."
339 syf.
·90 günde·Puan vermedi
Sürüne sürüne bitti. Sadece hiçbir kitabı yarım bırakmak istemediğim için tamamladım. Ne anladım; hiçbirsey. Karakter beynimde hiç canlanmadı, kafamda bir portresi yok. Kaç yaşında hiç algılayamadım sürekli olarak yas atladı.
339 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Modernist yazar James Joyce tarafından yazılan bu eser bir karakterin cinsel ve manevi gelişimini ele aldığı için "Bildungsroman" türüne ait olsa da bir sanatçının gelişimini adım adım gözler önüne serdiği için de "Künstlerroman" olarak değerlendirilebilir. Aynı zamanda yazarımızın kendi hayatından yola çıkarak yazdığı bu eserin Otobiyografik roman olduğunu da söyleyebiliriz.

Baş karakterimiz Stephen Dedalus sanatçı olma yolunda ilerlerken din, kültür, vatan, okul, kilise, toplum, aile gibi kavramlarla bir çatışma içerisinde buluyor kendini. Tüm bunlara karşı bir başkaldırı içerisindedir. Bu basmakalıp kavramların sanatçıyı özgür olmaktan alıkoyduğunu düşünüyor. "Sanatçı dediğin özgür olmalı, bu tarz kavramlar arasında sıkışıp kalmamalı." diyor.
Bizler de onunla birlikte oturup hayatımızı sorgulamıyor değiliz hani. Doğumumuzdan bu yana bize dikte ettirilen bu hayat, bu değerler, bu yaşam tarzı ne kadar doğru?

Stephen hep yalnızdı, kalabalıklar içinde yalnız. Hiçbir zaman da yalnız olmaktan korkmadı. Zaten hiçbir şeyi olduğu gibi kabul etmeyip sorgulayan insanlar yalnız kalır. O bunun farkındaydı. Etrafındaki diğer insanlardan farklı olduğunun farkındaydı. Bir ara kendini dine adadı. Ama sonra baktı ki körü körüne bağlandığı o Katolik mezhebi aslında her şeyi kendi işine geldiği şekilde yorumlayan sözde din adamlarının elinde bir oyuncaktan başka bir şey değildi. O aralar İrlanda'da hızla yayılan Prostestanlık mezhebine mi katılmalıydı. Ama hayır, hayır! Yağmurdan kaçarken doluya tutulamazdı! Özgür olmayı seçti.
339 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
İsmini her duyduğumda heyecanlandığım ve daha nice tarifsiz duyguların bende canlandığı bir kitaptır.
Belki orijinal dilinde okumuş olmam, belki de hazırbulunuşluk -yani böyle beni sarsacak, düşüncelerimi yerli yerine oturtacak bir şey arayışı- beni bu kadar etkiledi, bilmiyorum. Bildiğim şey, James Joyce'un bugünkü 'ben'in oluşmasında büyük katkısı olduğudur.

Okuyup okutulması gereken bir kitap ama "herkese hitap eder mi" noktasında kararsızım.
339 syf.
·6/10
Son derece başarılı modernist bir yazar olan James Joyce'nin otobiyografik olarak nitelendirebileceğimiz bir roman. Genç bir öğrencinin sanatçı olabilmek uğruna toplum ve kurumlara karşı vermiş olduğu mücadeleyi bilinç akımı tekniği ile oldukça başarılı bir şekilde anlatmıştır.Bu yüzden de dili oldukça ağır ve okumak için oldukça konsantre olmanız gereken bir roman.Okurken küçük bir dalgınlığınız sizi olaylardan koparacak ve üç beş sayfa geri dönmenizi gerektirecektir.Bilinç akımı tekniğinin yeni yeni geliştiği bu dönemde okurlara bir hayli fazla iş düşüyor.Kitap ayrıca kilisedeki eğitim veren eğitmenlerin çocuklara karşı yaklaşımını (uyguladığı baskı, şiddet ve eğitim anlayışını) gözler önüne serer.Kitabımızın ana karakteri de bu tarz baskılar karşısında sanatçı olabilmek için direnir..Ayrıca kilise yanlısı toplum ile kiliseye karşı olan toplum çatışmaları da gözümüze çarpar.
ihtiyar
ihtiyar Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi'ni inceledi.
Özellikle de yazma uğraşı içinde olan gençlerin ufkunu açacak, sorular sordurup yanıtlarını aratacak bir yapıt diyor Cemil KAVUKÇU kitabında... Bu notu düşüyorum ki en kısa zamanda okuyayım diye...Gençler demiş lakin okuyacağım..
339 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Kitap bir Cizvit okulunda Milliyetçilik, Dil ve Din çerçevesi içinde yetiştirilen 16 yaşında ki Stephen Dedalus' un zamanla özgür düşüncenin önemini kavraması, aslında gönlünde yatan sanatçı olma isteğini hissetmesi ve bulunduğu çevre ile kendi içinde yaşadığı kimlik bunalımının hikayesini etkileyici bir dille anlatıyor. Özellikle kitabın bir bölümünde Dedalus'un Dekan ile yaptığı "Sanatçının hedefi güzelli yaratmak ise peki güzellik nedir? " sorusu ile başlayan konuşmayı içeren bölüm gerçekten çok etkileyiciydi. Bu kitap benim gibi Ulysses' den korkan biri için James Joyce'a giriş kitabı oldu. Sırada ki kitap Ulysses olabilir mı? Kim bilir belki...
339 syf.
SANATÇININ BİR GENÇ ADAM OLARAK PORTRESİ
Yazar: JAMES JOYCE
Çeviri: MURAT BELGE
İLETİŞİM YAYINCILIK 1. BASKI


James Joyce Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi Kitabı beş bölümden oluşmaktadır. Romanın kahramanı Stephen Dedalus’un ilk eğitim yıllarından başlayarak Üniversite eğitiminin tamamlanmasına kadar olan süreci içermekte olan roman James Joyce’nin otobiyografi ile de örtüşmektedir. Stefhen Dedalus’un gelişen varoluşu süresinde gelişimini ailesi, dine bakış acısı, toplumsal etkiler, dil, ulus, sanat ve bunların oluşturduğu kişisel gelişimdeki baskıların anlatımı ve bunlarla ilgili oluşturduğu düşünce, his, heyecan, kişisel gelişim anaforunun zenginliği, yoğun gizemli niteliklerdeki cümlelerle filizlendirip gerçekliğe akışta mükemmelliğe ulaşmıştır. Gerçek yaşam hikayesi ile örtüşmekle birlikte kitabı okumaya devam ettiğim sürede bana bunu hissettirmeden Stephen Dedalus’un gelişim süresinde varoluşundaki tepki duygu ve düşüncelerde ki bakış acısında şu ifadeleri ile etkisini düşünmeden geçemedim; En yüksek ve en manevi sanat olan edebiyatta bile biçimler çoğu zaman karışır. Lirik biçim aslında bir anlık duygunun, çağlar öncesi küreğe asılan ya da yokuş yukarı taş taşıyan adamı neşelendiren ritmik haykırışın en basit yoldan sözlere giydirilmesidir. Liriği söyleyen kimse kendi duygulanışının bilincinden çok duygu anının bilincindedir. Sanatçı kendini bir epik olayının merkezinde olarak uzun süre düşündüğü zaman bu biçim, duygusal çekim merkezi, sanatçıdan ve başkalarından eşit derecede bir uzaklığa varıncaya kadar ilerler ve böylece en basit epik biçiminin lirik edebiyattan geliştiği görülür. Anlatı artık katıksızca kişisel değildir. Sanatçının kişiliği anlatı içinde geçer, kişilerle eylemin çevresinde dirimsel bir deniz gibi akar durur. İşte roman bir otobiyogrofi gibi görünse de aslında bu uzaklaşma bunu muhteşem kılmıştır. Romanın Kahramanı Stephen Dedalus’un gelişim süreci yaşamsal dönüşüm sırasında sadece bir kez yaş ve bir kez tarih geçmektedir. (Ulysses okuyanlar bilir ki zaten James Joyce bir kez tarih vermiştir o kitabında da). Bu anlatı sırasında James Joyce Stephen Dedalus’un gelişim sürecinde kendini bu varoluşun dışına atarak, kendi kişisel gelişimini hatıralarını kahramana yükleyerek estetik cümleler. İmgeler, kelimelerde ki secimler ile üsten bakış acısı ile bu romanın içinde, önünde, arkasında, sonunda, gözle görünmez varoluşun tamamen dışındadır ir kenardan anlatarak romanı mükemmelleştirmiştir. Yavaş ve karanlık olur ruhun doğuşu, bedenin doğuşundan daha gizemlidir. Bu ülkede bir adamın ruhu doğunca uçmasını önlemek için ağlar atıyorlar üstüne. Sen bana ulusçuluğun, dilin, dinin sözünü ediyorsun. Bense bu ağlardan kaçmaya çalışıyorum. İşte gelişim süreci ve Stephen Dedalus’un gelişim ve varoluş süreci boyunca kendini gizlemiş ve bu ağlardan kurtarmıştır. Yaşamak, yanılmak, düşmek, kazanmak, hayattan hayatı yaratmak, Toplumsal ve dini baskılardan sıyrılmak, evrensel kardeşlik içinde, olabildiği kadar özgürce ve olabildiği kadar bütünlükle dile getireceğim bir hayat ya da sanat tarzı içinde… Hoş geldin, ey hayat! Milyonuncu keredir yola çıkıyorum yaşantının gerçekliğiyle karşılaşmak ve ruhumun nalbantından soyumun yaratılmış vicdanını dövmek için… Stephen Dedalus’un iki kez dediği gibi ‘’ Asla İtaat Etmeyeceğim…’’’

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sanatçının Gençlik Portresi
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053759690
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Modern edebiyatın en çetrefil, dilin, anlatının sınırlarını yıkıp geçen, roman türünü bambaşka ihtimallerle tanıştıran yazarı James Joyce için, Beckett onun eserleri şeyle ilgili değil, o şeyin ta kendisidir, der. Jorge Luis Borges, Flann O'Brien, David Foster Wallace, Gabriel Garcia Marquez ve başka sayısız yazarı etkileyen Joyce, sadece Dublin'i ve İrlanda'yı anlatarak evrensel ve zamansız bir edebiyat bıraktı ardında.

Joyce'un Cizvit okullarında geçen çocukluğundan, üniversitede tanıştığı insanlardan, alkolik babasından, dindar annesinden, dönemin siyasi gerginliklerinden, inançla, kadınlarla ilişkisinden beslenerek yazdığı bu roman, sanatçının, yazarın neden kalabalıktan ayrıldığını, ayrılmak zorunda kaldığını gösteren, serbest dolaylı anlatımın, bilinç akışı tekniğinin en güçlü örneklerinden.

Sanatçının Gençlik Portresi, gençlik ateşiyle öfkeli, kendinden emin, içinde fırtınalar kopan, çok çok tartışan ya da sadece dinlemekle, izlemekle yetinen ama yazarken, yazıyı konuşurken gürül gürül canlanan sanatçının belki de hiç değişmeyecek hikayesi.

Sanatçının Gençlik Portresi, İngiliz edebiyatının daimi bir parçası olarak kalacaktır.
- Ezra Pound

Büyüleyici. Bir yetişkinliğe adım atma hikayesi, belki de İngiliz edebiyatında bu türün başlıca örneği.
- Karl Ove Knausgaard

Kitabı okuyanlar 231 okur

  • Suat Sezer
  • Buket Mızrak

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%1.4 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0