Çünkü yalnız yastıkların dinlediği iniltilerimi
kusur evler, yağma yataklar dindirdi bir süre
ne ayrılıklarıma temyiz yolunu kapatacak kadar bıçkın
ne el ele tutuştuktan sonra
avuçlarımı koklayacak kadar acemiydim artik:
bilmiyorum hangi kuytumda hangi nefes kaldı
kekre bir kapının önündeyim işte böyle çok yaz
elbet ben de başka aşkların kılıç arttığıyım
ve ilk gecesinde yarılmış bir kuşatma gibiyim hala.
belki çok erkendi gözlerimi dikip konuşmak için
ama beklenir de neden yanıt alınmaz uçurumlardan
neden iltimas geçilir boynun en önce kırılacak yerlerine
anlamayacak kadar şaşkındım
yine de kimseye anlatmadım, ilksiniz:
çekilmiş denizler, kapanmış defterlerle geçti de çok yaz
bulunamadı safirden el değmedik yerlerim