yalnız ben ve ellerim kalıyordu uzun masalarda
evler o zaman annelerle üzgün, babalarla tövbe
bir harften üşüyordum gibi dilim daralıyordu
sokuluyordum bütün itirafların inine
herkesin itimat bekledigi aşklarda yolları gösteriyordum
oysa ilk yaz geldikçe anlıyorduk ancak:
hepimizde başkasının hayatı asılı
Şimdi bize hile lazım
başkalarının uykularını beklemek için...
ey yüreğinde çok kimseyi taşıyamayan
ben, bir iç kanaması gibi durmadan akan
zehirle sınanmış bir yerdeydim hep
hançeremde dar bir vadiydi zaman
kimin günahlarma kül olurdum ki konuşsam
anlıyordum çünkü:
her aşkta susulan ah ne kadar doğru
Çünkü akşamlar ki eskisinden yoksul artık
insanlar ki bir şeyle bir ömür ısrar
gerek ki tüm alınganlığımız kısasla bitsin
bu yüzden diz çöküp
ayrılık istedim her ağızdan:
bir suretti günlerimiz dünyada
yalan, bileklerimize dolananson kanın sancısı
ey en solgun aşklarına bir intihar borcu olan
ben, odalarda resmi asılıyormuş gibi duran
herkesin yanlış okuduğu bir şarkıydım hep
bir şarkı ağlar kahvelerde, her yaraya susarım
taşrada sıkıntıyla söylenince bazı sözler
patikalarda bırakırım canımın her yükünü, eve dönerim
kirpiklerimde pusu, kalbimde mushaf, avuçlarımda eylül
kırılmış bir güz ayazı kime dönerim ..
durmadan incinir çözülen saçlarda serinleyen elim
adım kötüye çıkar korkusuyla yaşanır akşamlar
nasıl unuturum çok önce kanımda yanan ateşi
acz içinde kalır esenliğim, ay ağlar pencerelerde
odalar bir pazar'a açılırken percerelerde
gözlerim o uzak yollarda hep erken heves
bundanmış ve hep eczâ çıkarmış çağaltımın son kelâmı
herkes gider ve evlerin küçük oğlu anneye kilit düşer