sema durmuş

sema durmuş
@Sema_Kitap

sema durmuş

, bir kitap okudu
10/10
·192 syf.··
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 21:14
·
2026 6. kitabı
Zülfü Livaneli
6.8/10 · 18bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·192 syf.··
2026 5. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 22:11
⸻ “Geri Verilen Kız”: Bir Bedene Sığdırılan Utanç, Bir Kimliğin Sessiz Çığlığı Donatella Di Pietrantonio’nun Geri Verilen Kız’ı, terk edilmenin yalnızca fiziksel bir eylem olmadığını, insanın ruhuna yerleşen uzun vadeli bir yankı olduğunu gösteren sarsıcı bir roman. Bu kitap, bir çocuğun iki aile arasında gidip gelmesini anlatmıyor sadece; aidiyetin ne kadar kırılgan, sevginin ne kadar koşullu olabildiğini yüzümüze sertçe vuruyor. Romanın merkezindeki kız çocuğu, “geri verilmiş” olmanın ağırlığını bir nesne gibi taşır. O artık bir isim değil, bir sıfatla anılır. Bu bile başlı başına bir şiddet biçimidir. Di Pietrantonio’nun dili yalın ama keskin: cümleler bağırmaz, fısıldar; fakat bu fısıltı okurun içinde yankılanarak büyür. Sessizlik, romanın en güçlü anlatım aracına dönüşür. Çünkü bu hikâyede söylenmeyenler, söylenenlerden daha ağırdır. Yazar, yoksulluk ile burjuva konforu arasındaki uçurumu melodrama kaçmadan işler. Mekânlar yalnızca arka plan değildir; karakterin iç dünyasının aynasıdır. Yeni evin dar duvarları, kızın daralan benliğiyle örtüşür. Aile kavramı burada güvenli bir liman değil, sürekli yer değiştiren bir fay hattıdır. Romanın en çarpıcı yanı ise şefkati romantize etmemesidir. Sevgi burada kurtarıcı değil, çoğu zaman eksik, kusurlu ve geç kalmış bir duygudur. Buna rağmen kızın hayatta kalma içgüdüsü, kardeşlik bağı ve küçük dayanışma anları, karanlık metne ince bir ışık sızdırır. Okur, umudu büyük olaylarda değil, kırıntılarda aramayı öğrenir. Geri Verilen Kız, çocukluk travmasının yetişkin dünyadaki yankılarını anlatan bir büyüme hikâyesi değildir sadece; aynı zamanda kimliğin nasıl inşa edildiğine dair sert bir sorgulamadır. İnsan, ait olmadığı bir yere yerleştirildiğinde kim olur? Sevgi eksik büyüyen bir çocuk, kendini nasıl adlandırır? Roman bu
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,047 okunma
10/10
·368 syf.··
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 15:30
Hayat İmkansız’ı okurken sürekli şunu düşündüm: “Demek başkaları da böyle hissediyormuş.” Kitap öyle büyük laflar etmiyor, hayat dersleri vermeye çalışmıyor. Daha çok, insanın içinden geçen ama çoğu zaman kimseye söyleyemediği duyguları sessizce yanına oturup anlatıyor. O yüzden okurken bir karakteri değil, kendini takip ediyormuş gibi hissediyorsun. Hayatın bazen gerçekten çok ağır geldiği, hiçbir şeyin düzelmeyecekmiş gibi göründüğü anlar vardır ya… İşte kitap tam olarak oradan başlıyor. Ama “her şey harika olacak” demiyor. Küçük şeylerden, minicik umut kırıntılarından bahsediyor. Bazen bir düşünce, bazen bir fark ediş. Gerçek hayatta olduğu gibi; yavaş, dağınık ve kusurlu. Beni en çok etkileyen şey, kitabın insana şunu hissettirmesi oldu: “Sorunlu olmak normal.” Kaybolmak, yorulmak, kaçmak istemek… Bunların hepsi insani. Hayat belki gerçekten imkânsız değil ama çoğu zaman çok zor. Ve bu kitap bunu inkâr etmiyor. Sadece o zorluğun içinde tek başına olmadığını fısıldıyor. Kısacası Hayat İmkansız, beni değiştiren bir kitap olmadı ama beni anladı. Bazı günler için zaten bu kadarı yeterli.
Hayat İmkânsızMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20245,9bin okunma
Puan vermedi·196 syf.··
2026 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 23:45
Zülfü Livaneli’nin Son Ada adlı romanı, ilk bakışta sakin ve huzurlu bir ada yaşamını konu alıyor gibi görünse de, derinlerinde iktidar, baskı, doğa tahribatı ve toplumsal körlük gibi evrensel sorunları ele alan alegorik bir eserdir. Roman, az sayıda insanın yaşadığı, dış dünyadan büyük ölçüde izole olmuş bir adada geçer ve bu kapalı mekân üzerinden insan doğasının karanlık yönlerini gözler önüne serer. Eserde anlatıcı, adaya sonradan gelen bir karakterdir. Bu anlatım tekniği sayesinde okur, adadaki dönüşümü adım adım, içeriden ama aynı zamanda sorgulayan bir gözle izler. Başlangıçta ada; barış, dayanışma ve doğayla uyumun hâkim olduğu bir yer olarak tasvir edilir. Ancak adaya gelen eski bir devlet başkanı, zamanla bu düzeni bozar. Güvenlik, düzen ve “tehdit” söylemleriyle başlayan müdahaleler, adada baskıcı bir rejimin kurulmasına yol açar. Livaneli, romanda otoriter yönetimlerin nasıl meşrulaştırıldığını çarpıcı bir şekilde gösterir. İnsanların korku üzerinden nasıl yönlendirildiği, özgürlüklerinden vazgeçerken bunu fark etmemeleri ve hatta baskıyı savunur hâle gelmeleri eleştirilir. Ada halkının büyük bir kısmı, yapılan yanlışlara sessiz kalarak ya da çıkarları uğruna destek vererek bu sürecin parçası olur. Bu durum, “kötülüğün sıradanlığı” fikrini akla getirir. Romanın en dikkat çekici unsurlarından biri de doğadır. Martıların öldürülmesiyle başlayan doğa tahribatı, aslında insanın hem çevreye hem de kendine yabancılaşmasının sembolüdür. Doğaya yapılan her müdahale, toplumdaki ahlaki çöküşle paralel ilerler. Livaneli, ekolojik yıkım ile siyasal baskı arasındaki bağı ustalıkla kurar. Dil ve üslup açısından Son Ada, sade ve akıcı bir anlatıma sahiptir. Bu sadelik, romanın verdiği mesajların daha güçlü ve evrensel olmasını sağlar. Livaneli, açık bir ideolojik
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362bin okunma