Yaşamımın bazı kesimlerinde olağan bir rahatlık vardı. Rahatsız etmeyen ve karşı koyma direncini silmeyen bir sakinlik, düzen. Yakınlarıyla sevgi ve rahatlık içinde ilişkiler. Yaşamındaki tırmanışlar, huzursuzluklar durulduğu an, ailenin, yakın çevrenin ve yaşadığı toplumun huzursuzlukları, patlayışları büyüyor, büyüyor, yükseliyor, kavranması güç boyutlara ulaşıyor. Tedirginlik, güvensizlik, kuşku, zaman zaman umutsuzluk, elinde olmayan nedenlerle gelip yüreğine, beynine, düşüncelerine saplanıyor.
Bütün insanlar genç, bütün insanlar iyi giyimli. Bütün insanlar bakımlı. Emin adımlarla yürüyorlar. Şimdi onlar deri bavullarını almayı, yeni arabalarına binip evlerine gitmeyi düşünüyor. Evleri beyaz halılarla kaplı. Bu beyaz halılar hiç kirlenmiyor, lekelenmiyor. Suni gübreler içinde yetişen bitkiler canlı. Balkondaki çiçekleri açmış. Plastik gibi. Kokmuyor çiçekler. Solmuyor çiçekler. Aralık bırakılmış pencerelerden temiz hava geliyor. Şimdi radyo mu açsın? Plak mı dinlesin? Televizyondaki beş on programdan birini mi izlesin?
Babamın bu gece yanımda ölmesi doğaldır. Ölmeyip, yeniden yaşama dönmesi de. Güncel bir olay. Bütün büyük olayları güncel olaylar gibi algılamaya koşullandırıldık. Evimizin kapısı kırılabilir. Silahlar üzerimize dayanabilir. Bunlar günlük olay. Neresinden tutacağız bu ülke üzerine kabus gibi çöken yaşamı.