Hemen her otogarda kuru simitler ve kentin özel yiyecekleri de, bağıran çocuklar tarafından yolculara satılmaya çalışılır. Otogarlarda o kentte yaşayan insanlar da tek tük kahvelere gelmiş, o acı koyu çaylardan içerler. Buralardaki pis masalar üzerinde izmarit dolu kül tablaları durur. Hiçbir otogar temiz, hiçbir otogar güzel değildir. Bağıran ve yaygın bir sesle, anlaşılmaz bir dille, hareket edecek otobüsün anonsu da yapılır, yolculara iyi yolculuklar dilenir. Gelip geçenleri tedirgin eden bu çirkinlik niye, diye düşünülür. Oysa bir ömür boyu burada oturan, burada kalan, çalışan insanlar var. Sıcak, mis gibi kokan bir kahve, taze bir çay, bir barın gerisinde neden güzel yüzlü bir kız ya da temiz yüzlü bir adam yoktur?