Mum daima ayakta durduğu için başlarda gezer. Ay, dolunaylık sevdasında gezdiği için her zaman eksilir. Rüzgarın toprakla dostluğu, kurnazca bir dostluktur. Bu yolun belalardan emniyette olması da çıplaklığındandır. Göl kuşları bilirler ki balıkların başına gelen felaket onların gümüş gibi renklerindendir.
Çarh, müflislere saldırmaz, muhteşemler kafilesine düşmandır. cihanı anlamak mertebesine eriştikten sonra gördüm ki arının evini yıkan balın tatlılığıdır. Aslanın eti acı olduğu için öldükten sonra da cesedini kurt kuş yemez.
Dünya bağında her renkli gül , bir insan kalbinden sızmış bir kan damlasıdır. Zamana bağının da baharı sensin... Onu bir gam evi kendini de evin nakışları gibi bil... Şu asılı toprak yığınını taşa çal, şu serpilmiş yıldızların başına toprak saç... Onun uyku ve hayal aleminden uzaklaş... Onun toprağından, harelerinden kaç. Ayına yıldızına güvenme, sen küsuf gibi ayı da yıldızı da karart.
Sırma teller yapan kuyumcular, altının ateşini soğutmak için şeker dökerler, düşmanlarını şekerle öldürürler. Ey ateşli gönül... sen de yapabilirsen (gece kalbli) düşmanı güneş gibi tatlı ışıklarınla öldür...
Yalnız başkalarının ayıbını, kendi iyiliğini görme... Gözünü birde kendi yakana indir, bir gün aynayı eline alırsan kendini beğenenlerden olma... Kendini tenkidedenlerden ol...