Sevgi ise her derdin dermanıdır. Son yapılan araştırmalar ölümcül hastalıklarının çoğunun sevgisizlikten kaynaklandığını gösteriyor. Sevgi bazen ölüme bile dur diyebiliyor demek ki...
Mutluluk bir karardır sevgili dostlarım. Eğer bir insan mutsuzsa, onu bu dünyada hiçbir şeyle mutlu edemeyiz. 'Kim ister ki mutsuz olmayı' dediğinizi duyar gibiyim. Kimse istemez tabi ama ona zamanında mutlu olmayı kimse öğretemediyse, ruhu hep bir şeylere isyan ediyorsa adalet duygusu incinmişse artık onu başkası mutlu edemez ki. İnsanları huysuz ve geçimsiz yapan da sevgisizliktir zaten. O mutsuzluğu ve huysuzluğu ile barışıktır. Ancak bunu kendi çok ister ve gayret ederse değiştirebilir.
Aslında hepimizin içinde bir aslan yatar, yani hep olmak istediğimiz ama bir türlü olamadığımız bir ideal insandır o. Ona benzemediğimiz sürece horgörür aşağılarız kendimizi. Bu bizi sürekli ısıran, dürtükleyen huysuz aslan sadece aşık olduğumuz zaman bir süreliğine bizimle uğraşmaktan vazgeçer. Çünkü aşk o kadar büyüktür ki aslanın yattığı yeri bile elinden alır. Ama genelde o da vefasızdır. Çabuk tüketir kendini.
Aslında bizim kaderimiz biz daha dünyaya gelmeden yazılmaya başlıyor. Bizi kucağına almaya hazırlanan ya da hazırlanmayan, bizi dört gözle bekleyen ya da beklemeyen evlerde açıyoruz gözlerimizi. O evde büyüyor, şekilleniyor ve bize doğru diye tanıtılan şeylere inanıyoruz. Sonradan bir türlü değiştiremediğimiz, kaderimize yön veren katı çocukluk inançlarımız, yine o evlerde kazınıyor zihinlerimize . Duygularımız ise doğduğumuz evde şekilleniyor, güçleniyor ve yaralanıyor. Ahh bu yaralar kaderimizi de o evlerde aldığımız bu yaralar yazmıyor mu i?
Ben her gün klinikte akşama kadar birbirinden çok farklı insanların hayat hikayelerini dinlerken gördüm ki, hayatın kendine göre bir adaleti var. İlahi adalet... Bunu hayatın içinde yaşarken, oradan oraya koşuştururken göremiyoruz. Adaleti hemen, o anda görmek istiyoruz ama hayat bizim kadar aceleci değil. O neyi ne zaman yapacağını çok daha iyi biliyor.