Semanur Kamiloğlu

Semanur Kamiloğlu
@SemanurKamiloglu
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
Virginia Woolf'un 1928 yılında kapılarını kadınlara yeni yeni açmakta olan Cambridge Üniversitesi'ndeki kız öğrencilere hitaben yaptığı bir konuşma üstüne şekillenen, kadınların neden yazın dünyasına geç girdikleri sorusuna cevap bulmak ve bazı kimselere cevap vermek amacıyla farklı farklı pencerelerden bakarak kurmaca içinde yazılmış ve aslında kurmacanın ta kendisi olan, kadınlar ve feminizmi zaman cetveli içinde anlatan ve zannımca 123 sayfanın başından sonuna kadar ders kitabı niteliğindeki bu kitabın her cümlesi okuyucuyu bir yerinden tutup o birikimin içine çekiyor ve yeri gelince okuyucu, yeri geline yazar, yeri gelince Mary Beaton kimliğinde, bir dehlizin içinde, yazarın cümlelerindeki eleştirinin gücüyle sağa sola çarparak, cümle cümle alıntılamayı bırakın kitabın kendisinin bir alıntı niteliği taşıdığı, açıp açıp tekrar tekrar okuyacağımdan ve elime geçen her fırsatta tavsiye edeceğimden hiç kuşku duymadığım bu nadide kitap okunmalı, okutulmalı, öğrenilmeli ve öğretilmelidir. Kadınları ve hayatla dertlerinin ne olduğunu -yazar şöyle anlatmış: "...yüz yıl sonra, diye düşündüm, kapının eşiğine vardığım sırada, kadınlar artık himaye edilen cins olmayacaklar. Bir zamanlar kendilerine yasaklanmış olan bütün faaliyetlere ve uğraşlara katılabilecekler..."- günümüzle kıyasla öğrenebilmek, bu zamana kadarki serüvenleri hakkında bilgi ve fikir sahibi olmak ve olanları geliştirmek için baş ucundan, aklın bir köşesinden eksik edilmemesi gereken bir eser. Hala okumadıysanız kısa zamanda okuyup şöyle zihninizi tazelemenizi, maalesef kitapta anlatılan tarihleri bırakın şu zamanda bile dayatılmaya çalışılan küçücük çemberin o kenarlarını da silerek, suçlamayı, öfkeyi, yergiyi bir kenara bırakarak tazelikle okumanızı şiddetle önerdiğim bir eserdir. İyi okumalar dilerim...
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınları · 201948,2bin okunma
Reklam
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
Virginia Woolf
8/10 · 48,2bin okunma
'...insan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor.'
Sayfa 262·Kitabı okudu
"Aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar; bazen koşar biriyle birlikte; bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan heykele çevirir; dördüncüyü atar alevlerin içine. Birini yaralar; öldürür ötekini. Aynı anda çakıp sönen bir şimşeğe benzer. Geceleyin saklar şafakta zapt edilecek olan kaleyi. Çünkü dayanacak güç yoktur karşısında."
Sayfa 106·Kitabı okudu
10/10
·330 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2020 17:37
Öncelikle Kardeşimin Hikayesi beni Zülfü Livaneli ile tanıştıran kitap olması yönüyle beni hem deliler gibi mutlu eden hem de bir o kadar üzen bir eser. Sevgili yazarın yazım dili, yazdığı konular vs. üzerine hiçbir bilgim olmamasından ve günümüze baktığımızda Türk edebiyatındaki popülerliğinden dolayı biraz ön yargıyla yaklaştığım ve bu tavrımdan ötürü daha sonraları pişmanlık duyacağımı bilmeden, ısrarlı bir öneri ışığında aldığım, dün akşam kitabı bitirdiğimde şöyle bir kalakaldığım, beni büyüleyen, dilimi bağlayan bu kitap hakkında spoiler içerik vermeden düşüncelerimi anlatmaya çalışacağım. >> Kitabımız bizi Ahmet adında kendisine göre bazı kuralları, bana göre takıntıları olan ve okudukça öğreneceğimiz 'garipliklerle' dolu hayatıyla karşılıyor. Temelde kitap arka kapak yazısında da belirtildiği gibi Ahmet'in yaşadığı yerde gerçekleşen bir cinayetle başlayıp bitiyor ama bana kalırsa okuyucuyu okurken bu cinayet kadar ilgilendirmeyen bir olay daha yok. Bu nedenle okurken son derece gerici olabilen bu kitaptaki neyin ne zaman neden çıkacağı hakkında beklentisizlik içindeki zorunlu bekleyiş, okunabilirliği sağlayan en önemli özellik olmuş çünkü dediğim gibi asıl olayla doğrudan ilişkisiz ama çok da alakalı Mehmet'in hikayesini okurken büyük ihtimalle Ahmet'in dilinden okudukça tahmin ettiğimiz şeyler aslında o kadar 'hayır ama böyle de olmasın' dediğimiz şeyler ki sanki bazı şeyleri kavrama kabiliyetimiz son 20 sayfada devreye gidip bizi olabilecek en derin şoka sokuyor. "Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikaye gitgide insan ruhunun ve aşkın karanlık labirentlerine doğru yol alan baş döndürücü bir serüvene dönüşüyor." ve okuyucuyu böyle karmakarışık bir halde bırakıveriyor. :) Okumaya başladığım ilk zamanlar
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,6bin okunma
Reklam