Kontrol ihtiyacı yüksek olan insanlar, bağımsızlık gösteren kişileri çoğu zaman tehdit olarak algılar. Çünkü onlar için güven, karşısındakini olduğu gibi kabul etmekten değil; onu yönlendirebilmekten ve kendi istediği kalıba sokabilmekten gelir.
Bu nedenle sınır koyduğunda, itaat etmediğinde ya da kendi kararlarını verip kendi doğrunu savunduğunda seni problemli, bencil veya zor biri olarak etiketleyebilirler. Oysa çoğu zaman onları rahatsız eden şey senin davranışların değildir; senin üzerinde istedikleri ölçüde kontrol kuramamalarıdır.
Bazı insanlar için uyum, karşılıklı saygı değil, itaat anlamına gelir. Sen itaat etmediğinde ise uyumsuzlukla suçlanırsın.
Toplumda koyun olmaya razı gelirsen seni yönetecek çoban çok olur. Fakat kendi aklıyla düşünen, sorgulayan ve kendi yolunda yürüyen biri olduğunda, seni yönetemeyenler bunu çoğu zaman sorun olarak görür. Çünkü aklını kullanan bir insan, kontrol üzerine kurulan düzenlere kolayca uyum sağlamaz.
Ne biz koyun olalım ne de başkalarına çobanlık makamı verelim. İnsanları yönetmeye değil, anlamaya; şekillendirmeye değil, oldukları gibi kabul etmeye çalışalım. Hayat yolunda, birbirinin ışığını söndürmeye çalışanlarla değil; içimizdeki güzellikleri ortaya çıkaran, büyümemize ve kendimiz olmamıza alan açan insanlarla yürüyelim.