Sema Okumuş

Sema Okumuş
@Semaokms
Psikolojik Danışman /
Kahramanmaraş
202 okur puanı
Aralık 2016 tarihinde katıldı
Çevremde gördüğüm pek çok insan, sanki yaşamını bir otomatik pilota bağlamış, öyle ilerliyor. Düşüncelerinin, duygularının ve imgeleminin yaratıcı gücünün, hayatındaki etkilerini fark etmeden, tüm bu düşüncelerinin aslında senaryosunu oluşturduğundan habersiz, kelimenin tam anlamıyla, korktuklarını başına çekerek yaşıyor.
Reklam
Bilhassa ülkemizde, belli çevrelerin astrolojiyi basit ve aşağı görmesinin nedenlerinden biri de matematik bilimine uzak bir toplum olmamızdan kaynaklanır. Astroloji evrenin işleyiş mekanizmalarının ancak matematikle kavranacağını gösteren bir ifade şeklidir. Albert Einstein gibi bir dâhi bile astrolojiden faydalandığını söylüyorsa, Carl Gustav Jung gibi, çağının çok ötesindeki bir bilim insanı astrolojiyi çalışmalarında kullanıyorsa, matematik biliminden anlamayan boş zihinlerin, astroloji hakkında ne söylediklerinin pek önemi yoktur. Anlamadıkları bir şeyi tabii ki reddedeceklerdir.
Bedenin zekâsı, bilgeliği ve hafızası vardır. Bedenin zekâsı da kullanılmalı. Ama kibirden ve öfkeden beslenirsen karaciğerin, korkudan beslenirsen böbreklerin, kinden beslenirsen safra kesen ve üzüntüden beslenirsen akciğerlerin sana hastalık fısıldar.
Nikola Tesla yıllar önce "Eğer evrenin sırlarını bulmak istiyorsanız enerji, frekans ve titreşim konuları üzerine düşünmeniz gerekiyor" sözüyle tarihe damgasını vurmuştur. Tesla'nın bu teorisini Einstein "Madde dediğimiz șey aslında titreşimi duyularımızın algılayabileceği kadar düşük olan enerjıdir. Madde diye bir şey yoktur" diyerek onaylamıştır. Bugün bilim de aynı şeyi söylemektedir. Tesla, ses frekans dalgalarının, yani titreşimlerinin sırrını bir bakıma çözmüştü. Tesla'ya göre evren kocaman bir titreşimdi ve hepimiz bu titreşimin küçük birer dalgasıydık. Ya da başka bir tabirle evren bir kemana benzetilecek olursa bizler onun telleriyiz ve kemanın diğer telleriyle birlikte her an titreşiyoruz.
Kurban hissetme, sevilmeye layık olmadığını düşünme ve değersiz h gibi duygu ve düşünceler uzun süre aşılamadığında maddeleşerek, bedenselleşerek hastalık haline geliyor. Örneğin kendini ifade etme sorunu yaşayan, kendini yeterince dışa vuramayan insanlarda tiroit hastalıkları sık görülür. Hayata dair olun kodları çok olan insanlarda migren görülür. Sevildiğine inanmayanla sevilmeye layık olmadığını düşünenlerde, sevgi açlığı olanlarda kalp hastalıkları yaygındır. Hayatta kendini kurban rolünde hisseden, hay hoşnutsuz olanlarda mide ve bağırsak sorunları görülür, öfkesini için atanlarda hassas bağırsak sendromu, geleceğe ait güvensiz hisseden ı ilerleme korkusu duyanlarda hareket sistemi hastalıkları olur, yani b diz ve kalça ağrıları yaşar. Toksik duygular, acı veren duygular böbre sorunlarına yol açar.
Reklam