Sırlarımız, onları bir kez açık havaya ve kamuya taşımaya, kalktık mı, işte böyle son bulur.İçimizde,yeryüzünde ve gökte korkunç olan biricik şey daha henüz söylenmedik sözlerdir olsa olsa.Yalnızca her şey artık tümüyle, geri dönülmez biçimde söylendiğinde rahat yüzü görebileceğiz, işte ancak o zaman nihayet sessiz kalabileceğiz ve artık susmaktan korkmayacağız. O zaman tam olarak işte.
Yaşam sanki onlara karşı pek mi sevecen davranıyor?Onlar şimdi kime ya da neye acısınlar yani?Üstelik ne diye?Ötekileri mi düşünecekler?Bugüne kadar kim başkasının cehennemdeki yerini almak üzere oraya inmiş?Asla.Olsa olsa birinin ötekini zorla oraya indirdiğine tanık olursunuz .O kadar.
İnsanlar o boktan anılarından,çektikleri sıkıntılardan bir türlü vazgeçmek istemezler ve ne yaparsanız yapın bunun dışına çıkmalarını sağlayamazsınız. Ruhlarını böyle oyalarlar. Bugün yaşadıkları haksızlıklardan intikam almak için geleceği bokla sıvamaya uğraşırlar kendi içlerinin derinliklerinde. Hem adil hem de ödlektirler aslında. Doğaları budur.
Boşuna heveslenmemekte yarar var,insanların aslında birbirlerine söyleyecekleri hiçbir şey yoktur, karşılıklı olarak yalnızca kendi acılarını anlatırlar, bu böyledir. Herkesin derdi kendine, dünyanınki de hepimize.İnsanlar o acılarından kurtulmaya çalışırlar çalışmasına, sevişme sırasında, onu ötekinin sırtına yıkarak, ama beceremezler tabii ve ne yaparlarsa yapsınlar, sonunda tüm acılarıyla baş başa kalırlar ve bir daha denerler, bir kez daha acılarını kakalamaya çalışırlar.