İnsanı anlamlandıran şey kalpteki hisler ve zihinlerdeki kelimeler olduğuna göre insan severek, erdemlerini çoğaltarak veya çok okuyarak ömrünü fiziken değilse de keyfiyet itibariyle uzatabilir.
Belki de insanın kendisine yöneltmesi gereken soru, "Açlık çeken bir kalple mi ölmek isterim, doygun bir kalple mi?" olmalıdır. Çünkü böyle bir sorunun cevabı hayata anlam katar ve insan bu soruya verdiği cevap ölçeğinde yaşadığını hisseder.
Unutmamalıyız ki dilimiz ne kadar sevgi sözü telaffuz ederse kalbimiz o derece yaşadığını hissedecektir. Yunus derviş der gibi "Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz."
Kalbimize sevgilerden, dostluklardan, gülümsemelerden malzemeler koyamadığımız, en yakınlarımıza bile sevdiğimizi söylemeye erindiğimiz için kalp mağazamız iflas ediyor. Oysa acıkan kalp, kibirden arındırılmış sevgi sözleriyle, ilahî yakınlığa yöneltecek hasbi ifadelerle, insanın mayasında en baskın unsur olan sevgi göstergeleriyle, tebessümle, vefayla, gayretle, teşekkürle doymak zorundadır.