"Sana uzun bir mektup yazmıştım Adéle; hüzünlüydü, bu yüzden onu yırttım. O mektubu yazmıştım, çünkü çektiğim tüm acıları, tüm kaygılarımı içtenlikle anlatabileceğim bir tek sen varsın dünyada. Ama seni üzebilirdi ve ben acılarımla seni üzmeyi hiç istemem. Zaten seni görür görmez hepsini unutuyorum. Bilmiyorsun, farkında değilsin Adéle'im,seni görmek,sesini duymak,seni yanımda hissetmek öyle büyük bir mutluluk veriyor ki bana! Seni görmeyeli iki gün oluyor, sarsıntılı diyebileceğim bir sarhoşlukla düşünüyorum bunu. Senin yanında biraz kaldığımda, kendimi çok iyi hissediyorum; senin bakışlarında, beni coşturan soylu, cömert bir yan var; gözlerin gözlerime dikildiğinde ruhun benimkine karışıyor sanki."
Bitmemen için yudum yudum okudum. O kadar güzel bir aşk kitabıydın.
Çektiğim acı uyumama izin verdiğinde, geceler hayatımın tek mutlu bölümüydü gerçekten; masum bir aşkın son derece dayanılmaz mutsuzluklarının bizzat bu masumiyet tarafından yatıştırıldığını o zamanlar hissettim. Günlerimin büyük bir keder ve yalnızlık içinde geçtiği o dönem, yüreğimdeki tüm sevinçler, hayallerimde yer alıyordu sanki. Rüyalarımda hep seni görüyordum ve acı veren hatıralar ara sıra bulanık bir halde bu güzel rüyalara karıştığında, hiç olmazsa sen oradaydın ve hayalinin büyüsü her şeyin üstünü örtüyordu. Bana öyle geliyordu ki ıstıraplarıma şahit oluyor,üzüntülerim için beni teselli ediyordun ve bu sevgili rüyalar sırasında, senin tarafından teselli edilme mutluluğunu borçlu olduğum acılara nasıl da şükrediyordum!