İyice yaşlanınca, tanıdığımız ve sevdiğimiz herkes ölünce, bir espriye beraber gülebilecek, sabah uyanınca günaydın diyebilecek kimse olmayınca yanımızda, işte o zaman yaşayacağız asıl yalnızlığı. Eğer görürsek böyle günleri, Fournier kadar mizahi yaklaşabilecek miyiz hayata? O da çok eğlenmedi de biz okuyucular için aralara serpiştirdi birkaç espriyi sanırım. "Dul" ve "Kuzeyli Annem" kitapları ile daha çok anlayacağım onun dünyasını ama bu kitap bile verdiği ipuçları ile yetti diyebilirim. Çocukluğunu, anne babası ve kendi çocukları ile iletişimini sezdim az çok. Kısa yazılardan oluşan bir kitabı okuduğuma böyle memnun olacağımı düşünmezdim:) Roman insanıyım çünkü ben. Umarım bizdeki tüm kitapları tekrar basıma girer ve okuyabilirim hepsini.