Sefa

Bir derviş varmış, deli olup olmadığını bilmiyoruz ,kimi gün birinin yolunu çevirir, "Peki, sen ne dersin?" diye sorarmış Boş verip geçmişler başlangıçta; fakat derviş sorusunda direndikçe kasabayı bir düşüncedir almış: Dervişin sorusunu bir yanıtlayan çıkmayacak mı? Ama bunu herkes yalnızken kendi kendine düşünürmüş, başkasına açmaya utanırmış. Bilemedim demenin korkusu. Öyle ki dervişin sorusu ile karşılaşanlar, bunu gizlemeye başlamışlar artık, " Bana bir şey sormadı " diyorlarmış kahvede. " Hele bana sorsun da, bakın nasıl yanıtlarım " diyenler de çıkmaya başlamış. Fakat zamanla bu sıkıntılı durum bir karabasan olmuş çıkmış. Dervişi öldürmüşler, neyi sorduğunu da unutmuşlar.
Sayfa 475 - Everest Yayınları 7.Baskı·Kitabı okudu
Reklam
Elmas doruk
Bir ölü gerekli her eve Dalmış parmaklarının kalenderliğine, Hiç bilinmez ki öldüğümüz Bu yağmur hem gece yağar hem gündüz, Söndürüp camlara damlayan ayı Gündüzle gece yanyana iner denize, Ölüyü saklıyoruz evde.
Sayfa 469 - Everest Yayınları 7.Baskı·Kitabı okudu
Yüzümüzü yıkadığımız akşamın esintisinde Rüzgârın kederli arabası oyalar bizi, Pencerenin lambasını söndürmüştür batan güneş, Sel gibi kurumuştur gün, geceye yürüyen dal...
Sayfa 445 - Everest Yayınları 7.Baskı·Kitabı okudu
Birkaç güzel gün için
Bedenim temiz bir sayfa üstünde leke dilim Bir şiir bitmez asla her zaman terk edilir
Ah elin ve gökyüzünün çaresizliği... Çok çekti gönlüm, gönlüm, ayrılıktan küçük bir kuş, Uzaklıkların kırağı düşmüş camı, Sevdaya düşen yorulmaz derler.
Sayfa 435 - Everest Yayınları 7.Baskı·Kitabı okudu
Reklam