Sefa

Çocukların Treni
Bazen gitmene izin verenler seni yanındakilerden daha çok seviyordur.
Sinema
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hafızanın moleküler mekanizması
Bir bilgiyi ilk öğrendiğinde ya da herhangi bir olay yaşadığında ilgili bilgi ya da anı, konsolidasyon dediğimiz süreçle uzun süreli belleğe depolanır. Aslında hafıza dediğimiz şey, nöronlar arasındaki birtakım etkileşimlerden başka bir şey değildir. Nöronların birbirleriyle bağlantı kurdukları bölgelere sinaps denir. İki nöronun birbiriyle haberleşmesini sağlayan ise nörotransmitter dediğimiz moleküllerdir. Özetle bir bilgi ya da anı oluşumu sırasında, sinaps sayısı, nörotransmitter miktarı ve sentazlenen proteinler(prt) önemli rol oynar... Konunun daha iyi anlaşılması için bir bilginin depolanması sırasında sadece proteinlerin rol oynadığını varsayalım. Diyelim ki bir yetişkinin ergenlik döneminde okuldan kaçtığı bir deneyimi olsun. Bu eylem uzun süreli belleğe kaydedilirken 5 farklı proteinin ( X, Y, B, 2, S) sentezlendiğini kabul edelim. Bu proteinlerin ne olduğu ve sayısı olaylara göre değişmektedir. Söz konusu okuldan kaçış anısı olduğunda spesifik olarak bu 5 protein ( X, Y, B, 2, S) bize lazım olacak. Peki, depoladığımız bir bilgiyi hatırlamaya çalıştığımızda tam olarak ne olur? İşte bu noktada biz sinirbilimcileri bile hayrete düşüren bir yöntem karşımıza çıkar. İstersen örneğimizden devam edelim. Yetişkin kişi okuldan kaçış anısını hatırlamak istediğinde bu 5 protein ( X, Y, B, 2, S) önce parçalanacak ve hemen sonrasında yeniden sentezlenecektir. Biz herhangi bir bilgiyi ya da anıyı hatırlamak istediğimizde, ilk önce o bilgi ya da anı silinmek zorunda. Çünkü beynimiz gerekli proteinleri yeniden sentezleyerek ilgili anıyı ilk yaşadığında gerçekleşen fizyolojik süreci bir şekilde taklit etmiş olacak. Hatırlama olarak yaşadığımız bu deneyime " rekonsolidasyon" denir. Yani daha önce depolanmış ( konsolidasyon) bir bilginin ya da anının önce silinip sonra
Sayfa 105 - Elma Yayınevi 9.basım·Kitabı okudu
Her şeyi zamanında yapmak lazım
Ergenlik döneminde hem reseptörlerin fazla oluşu hem de ödül merkezinin aşırı duyarlı olması sayesinde, duyularımızı ve aldığımız hazzı en üst düzeyde hissederiz. İşte tüm yetişkinlerin özlemini duyduğu, bu müthiş hissiyattır. Bizler yaşlandıkça reseptör sayılarımız azalır ve algıladığımız hisler zayıflamaya başlar. Aslına bakarsan bunun en güzel örneği tat reseptörleridir. Eminim yakınlarda şöyle cümle kuran yaşlı bir yetişkine rastlamışsındır: "Ah nerede o eski domatesler. Mis gibi kokarlardı ve tatlarına doyum olmazdı. Şimdikilerin tadı çok yavan." Yetişkinler genelde bu durumu organik tarıma ve eskiden her şeyin daha temiz olmasına bağlarlar. Evet, bu yaklaşım kısmen doğrudur ama asıl gerçeği görmemize engel olmamalıdır. Yaşlandıkça dilimizin üzerindeki reseptör sayısında ciddi azalma meydana gelir. Bu da yiyeceklerden alınan tat algısını önemli derecede azaltır. Yani yaşlı yetişkinimiz " ah nerede o eski yemekler" diye şikayet etse de aslolan eski reseptörlerinin artık yerinde olmadığıdır.
Sayfa 103 - Elma Yayınevi 9.basım·Kitabı okudu
Tüm insanlık tarihi boyunca zamandan, bireysel farklılıklardan ve entelektüel seviyeden bağımsız olarak gençlere karşı duyulan devasa bir güvensizlik söz konusudur. Bu durum yetişkinlerin beynindeki endişe ve korkuyla ilgili tüm nöronları âdeta dibine kadar uyarır. Öyle ki artık bu korku halinin bilimsel literatürde bir adı bile var. 2011 yılında sosyolog David Finkelhor, toplumun sahip olduğu bu hissi tanımlamak için çok güzel bir kelime üretmiştir. Juvenile( ergen ) ve paranoia ( korku durumu ) kelimelerini yan yana getirerek oluşturulmuş, " eyvah, gençlik çok bozdu" anlamına gelen " Juvenoia " terimi, meseleyi gayet güzel özetlemektedir.
Sayfa 99 - Elma Yayınevi 9.basım·Kitabı okudu
Bir Östrojen Hikâyesi
Doğumun ardından uzun bir süre sessiz bir şekilde zamanını bekleyen östrojen, özellikle 8-10 yaş civarında ciddi artışlar gösterir ve ergenliğe girişle birlikte yaklaşık 20 kat daha fazla salgılanmaya başlar. Asıl amacı cinsel organların olgunlaşmasını sağlamak olsa da dişiliğe özgü birçok özellik hızla ortaya çıkmaya başlar. Kızlarda etkilenen ilk kısım meme bölgesidir. Östrojen etkisiyle meme dokusu giderek büyür ve süt oluşumu sağlayacak yapıların gelişmesi sağlanır. Östrojenler aracılığıyla deri altı doku, meme, kalça ve bacaklarda meydana gelen yağ birikimi sonucu, tipik kadın vücudu yavaş yavaş şekillenmeye başlar. 11 ila 14 yaş arası hızlı büyüme dönemidir. Doğal olarak boy uzaması aynı yaştaki erkeklerden daha erken başladığı için kız çocuklar daha erken büyürler ama erkek çocuklar testosteron sonrasında bu farkı hızla kapatacaktır. İlk âdet döngüsü yine 11 ila 16 yaşları arasında, ortalama 13 yaş civarında ortaya çıkar. Genel anlamda östrojen öne çıksa da âdet döngüsü gibi bazı olaylarda progesteron hormonu da önemli rol oynar.
Sayfa 48 - Elma Yayınevi 9.basım·Kitabı okudu