Bir bilgiyi ilk öğrendiğinde ya da herhangi bir olay yaşadığında ilgili bilgi ya da anı, konsolidasyon dediğimiz süreçle uzun süreli belleğe depolanır. Aslında hafıza dediğimiz şey, nöronlar arasındaki birtakım etkileşimlerden başka bir şey değildir. Nöronların birbirleriyle bağlantı kurdukları bölgelere sinaps denir. İki nöronun birbiriyle haberleşmesini sağlayan ise nörotransmitter dediğimiz moleküllerdir. Özetle bir bilgi ya da anı oluşumu sırasında, sinaps sayısı, nörotransmitter miktarı ve sentazlenen proteinler(prt) önemli rol oynar... Konunun daha iyi anlaşılması için bir bilginin depolanması sırasında sadece proteinlerin rol oynadığını varsayalım. Diyelim ki bir yetişkinin ergenlik döneminde okuldan kaçtığı bir deneyimi olsun. Bu eylem uzun süreli belleğe kaydedilirken 5 farklı proteinin ( X, Y, B, 2, S) sentezlendiğini kabul edelim. Bu proteinlerin ne olduğu ve sayısı olaylara göre değişmektedir. Söz konusu okuldan kaçış anısı olduğunda spesifik olarak bu 5 protein ( X, Y, B, 2, S) bize lazım olacak. Peki, depoladığımız bir bilgiyi hatırlamaya çalıştığımızda tam olarak ne olur? İşte bu noktada biz sinirbilimcileri bile hayrete düşüren bir yöntem karşımıza çıkar. İstersen örneğimizden devam edelim. Yetişkin kişi okuldan kaçış anısını hatırlamak istediğinde bu 5 protein ( X, Y, B, 2, S) önce parçalanacak ve hemen sonrasında yeniden sentezlenecektir. Biz herhangi bir bilgiyi ya da anıyı hatırlamak istediğimizde, ilk önce o bilgi ya da anı silinmek zorunda. Çünkü beynimiz gerekli proteinleri yeniden sentezleyerek ilgili anıyı ilk yaşadığında gerçekleşen fizyolojik süreci bir şekilde taklit etmiş olacak. Hatırlama olarak yaşadığımız bu deneyime " rekonsolidasyon" denir. Yani daha önce depolanmış ( konsolidasyon) bir bilginin ya da anının önce silinip sonra