Bu kişilerin sayısı 2017 yılı için tam 1,2 milyondur. Dünya nüfusu çok kalabalık olduğu için bu sayılar sana pek bir şey ifade etmiyor olabilir. O nedenle şöyle söyleyeyim, 2017 yılında pasif içicilik nedeniyle hayatını kaybeden insan sayısı, aynı yıl içinde tüm dünyada gerçekleşen trafik kazalarında hayatını kaybeden toplam insan sayısından daha fazladır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tüm dünyadaki ölüm nedenlerini incelediğimizde listenin en üstünde 10,4 milyon ölümle yüksek tansiyonu görürüz. Listenin 2. sırasında 7 milyon ölümle sigara gelmektedir.
Söz konusu davranışların ve içinde bulunduğun ruh hali olduğunda en fazla dikkat etmemiz gereken molekül serotonindir; zira yolu depresyon ile kesişen herkes, serotoninin ne demek olduğunu iyi bilir. Genel anlamda görevlerine baktığımızda ruh halini iyileştirerek olumlu düşünmeni sağlar, iştahını düzenler, uyku kaliteni artırır ve odaklanmana yardımcı olur. Serotonine baktığımızda %5 'inin beyinde, % 95'inin ise bağırsaklarda salgılandığı görülür. Sadece bu bilgiye bakarak bile beslenmeyle ne kadar ilgili bir molekül olduğunu tahmin edebilirsin. Zaten beyindeki serotonin seviyesini yükselten ilaçların iştah kesici özellikte olması bu ilişkiden kaynaklanır. O nedenle serotonin düzenlenmesindeki farklılıklar yeme bozukluklarına neden olabilir... Eğer endişeli hissediyorsan, gereksiz üzgünsen, iştahın azalmış ve uykusuzluk çekiyorsan muhtemelen serotonin seviyen azalmış olabilir. Özellikle de duygu durumu söz konusu olduğunda serotonin gerçekten kritik bir rol oynar. Mesela depresyon tedavisinde kullanılan birçok ilacın hedefi, nöronlar arasına salgılanan serotoninin orada daha fazla kalmasını sağlamaktır. Çünkü serotonin eksikliği demek karamsarlık demektir.
...doğum sırasında rahim kaslarının kasılmasında ve doğum sonrası meme başından sütün boşalmasında rol oynadığını görürüz... İlk görüşte aşk dediğimiz feniletilamin dönemde, beynindeki tüm nöronlar âşık olduğun kişi için çalışmaya başlar. Yemeden içmeden kesilirsin, sadece onu düşünürsün ve gözün başka bir şey görmez. Tahmin edeceğin üzere hiçbir fizyoloji bu süreci kaldırmaya yetmez. O nedenle aşk bir noktada dönüşmek zorundadır. İşte tam bu nokta karşımıza aşkın ikinci dönemine adını veren oksitosini çıkarır. Oksitosin demek bağlılık demektir. Âşık olduğun insana âdeta görünmez iplerle seni bağlar. Bu bağlar çok kuvvetlidir. Öyle ki anne ve bebek arasındaki bağ da gücünü oksitosinden alır. Bununla beraber sosyal bağların kurulmasında ve güven duygusunun oluşmasında da doğrudan rol oynar.
Beynin orta bölgesinde ve kenarlarında gördüğün birtakım boşluklar içerisinde Beyin Omurilik Sıvısı (BOS) adını verdiğimiz önemli bir sıvı bulunur. Adından da anlaşılacağı üzere sadece beynimizde değil omuriliğimizin etrafında da yer alır. Peki, beynimizin etrafındaki bu sıvı tam olarak ne yapar? Aslına bakarsan birçok görevi olan BOS'un en önemli fonksiyonlarından birisi beynini korumaktır. Mesela kafanı bir yere çarptığında, aldığın darbenin etkisi beyne ulaşmadan BOS tarafından önemli ölçüde azaltılır. Ama benim asıl vurgulamak istediğim kısım, beynimizdeki atık maddelerin uzaklaştırılması sırasında oynadığı roldür. Farelerde yapılmış bir çalışma sayesinde muazzam bir görüntüye şahit olduk. Uykunun en derin anında BOS, kan damarlarının dış yüzeyini kullanarak beynin birçok bölgesine âdeta sızmaktadır. Bu sızan sıvının, nöronların arasında biriken atık maddeleri temizlediği görülmüştür. Bir mekânın yere su dökülerek paspaslandığı o anı düşün. İşte uyku sırasında beyinde benzer bir olay gerçekleşir. Öyle ki sıvı geldiğinde bazı nöronlar büzüşerek BOS'un âdeta her noktayı temizlemesine yardımcı bile olurlar. Başta amiloid proteinler olmak üzere ilgili tüm atık maddeler BOS aracılığıyla geri alınarak ortamdan uzaklaştırılır.