📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir gün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi, ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden
Seni sevdiğimi bir gün anlarsın
Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin nefes çekmişçesine dolar içine
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın
Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Tepede tasasızca uçan kuşlara imrendi. Onlardan biri olmak varken neden böyle bir varoluşla cezalandırıldığını anlayamamaktaydı. Basit bir ağaç, hatta yerinde öylece duran bir kaya yerine neden bir insan olarak vardı? Büyük kayıpları olan insanların en muhtaç olduğu şey, bunları neden yaşadığını bilmek ve ardında yatan anlamı bulmaktı. Ancak hiçbir cevap acıyı geçiremezdi. İnsan anlam bulduğu bir hayatta daha az acı çekmezdi. Şaşırtmaca da işte buradaydı: Anlam aramak, sonra da bulunsa bile bu anlama bir anlam verememek. Belki de böyle bir şey yoktu.