Sefa

Kedilerin tam olarak evcilleşmemiş hayvanlar olduğunu bilim söyler. İnsanların çoğunun bunu bilmememesinin sonucu hayal kırıklığıdır. Onlar, otur deyince oturan, gel deyince gelen hayvanları tercih ederler. Bizse canımız istemedikçe ve içgüdülerimiz kışkırtmadıkça kılımızı bile kıpırdatmayız. Bu yüzden de NANKÖR sıfatını suratımıza çarparlar. Ancak şuna inanın ki bu bile umurumuzda olmaz. Kibirli miyiz? Belki. Aslında ben buna kibir demem. Değerimizin ve şahsiyetimizin gerektirdiği şekilde davranırız ve bunu yaparken de çıkar gözetmeyiz. İtici görünme riskine rağmen başka türlüsü elimizden gelmez. O yüzden bizi ya çok severler ya da bizden o anda nefret ederler. İnanın, ikisi arasında bizim için büyük bir fark yoktur. Burada oturup insanları kedi severler ve sevmeyenler olarak sınıflandırmak niyetinde değilim. Bunu bilimciler yapsın. Ancak kedi severleri de bir sınıfa toplamak yanlış. Genellikle sanatçıların, yazarların, bilimcilerin kedileri daha çok sevdiğini söyleyerek bizim üzerimizden kendilerine bir çeşit paye verme çabasına girerler. Yok efendim neymiş! Einstein'ın da kedisi varmış. Hemingway kedisiz yapamazmış. Sanatçıların hemen hepsi bizi çok estetik ve gizemli bulurmuş falan filan! Şunu bilirim ki, bizi seven insanların tamamı böyle değildir. Tahmin bile edemeyeceğiniz kişiler bizi bağırlarına basar ve besler. Ummadığınız insanlardan ise şaşırtıcı bir sevgisizlik görebilirsiniz.
Sayfa 81 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Benliğimizin derinliklerinde saklı bir hazine vardır. Aslında bu yalnızca bize özgü değildir. Ancak ilhamla heyecanlanıp coşan özümüz hazinenin kapağını açıverir. Ortaya çıkan tüm zenginlikler bir müzik aletinden yükselen notalar gibi gözlerimiz önünde dans eder. Bazen kedilerin bir noktaya dikkatle baktığını, adeta hipnotik bir dalgınlıkla odaklandığını görebilirsiniz. Kimi insanlar kedinin bu davranışını ürkütücü bulur. Korkularından, kendilerinin göremeyip de onun gördüğü şeyin ne olduğunu bilmek bile istemezler. Hayalet, cin hikâyelerine uzanabilecek bu tür endişelerin boş olduğunu söylemeliyim. Bizler o sırada gerçekten de işitir ve görürüz. Havada süzülen harfleri ve notaları büyülenmişçesine izler, dışımıza çıkarız.
Sayfa 64 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Çaresiz olduğumuza inanırsak kaybolur gideriz. İsyanımız bize çözümü bulmada güç verecek. Şimdi hepimiz haykıralım ve ayağa kalkalım.
Sayfa 63 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
" Aaaa cins mi?" Ne sinir bir sorudur bu ve ne kadar da cahilcedir. Cins olanı yüceltmelerinin yanında, kendilerince cins olmayanı aşağıladıklarının farkında değillerdir. Cins diye bir şey yoktur arkadaşlar! Canlı vardır ve bir kedi ya da köpek, fark etmez, sırf can taşıdığı için değerlidir. Cins değil diye beğenmediğiniz o kediyi sokaktan alın, bir ay sadece besleyin, ortaya çıkan görüntüye inanamazsınız. Bu sefer de aynı insanlar size, "Aaaa bu cins mi? diye sorarlar. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp, o kadar.
Sayfa 52 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Biz kediler de insanlar gibiyiz. Her birimiz ayrı ve eşsizdir. Bütün Çinlileri birbirine benzeten insanların cehaleti ne yazık ki hayvanlar konusunda da böyledir. Kedi, kuş, köpek, fil, deyip geçerler. Bazıları ruhların varlığına inanmaz. Ruhların varlığına inanan bazıları ise hayvanların bir ruhu olduğuna inanmaz. Biz kediler mistik hayvanlarızdır. Her şeyin bir ruhu olduğunu bilmekten öte onları görebiliriz. Sizi korkutmak istemem ama istersek onlarla konuşabiliriz .
Sayfa 48 - Everest Yayınları·Kitabı okudu