Kendini aldatmamalı insan, diyorum dostum. Bugün nasıl yaşıyorsa yarın da ve yarından sonra da öyle yaşar. Yarın geldiğinde, onu da bugün olarak yaşayacak değil miyiz? Öyleyse, ömrümüzün anahtarı bugündür. Bugünün rengi neyse, diğer "bugünler"in de, yani bütün ömrümüzün rengi odur. Uzayıp giden yarınlara sığınmak boşuna. Nefsimiz aynaların sahte derinliğine itiyor bizi. Hani karşılıklı konulmuş aynalar vardır ya; birbirlerini yansıta yansıta iyiden iyiye derinleşir, hatta sonsuzlaşırlar.
...
Dün bir aynadır yarın da hemen onun karşısında bir başka ayna. İnsan bir düne, bir de yarına bakıp ne de çok kandırır kendini. Sahte bir derinlik sarhoşluğu ile kendisine verilen tek hareket alanı bugününü unutup, çoğu zaman yarınlar ve dünler içinde hayaller kurar. Dünün ibadetine güvenip, gururun kapısı aralanır; yarının muhtemel ibadetiyle, bıkkınlığa düşüp ümitsizliğe kapılır insan.