Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna...
Osmanlı medeniyetinin temelini oluşturan İslâm kültüründen tecrîd için Agop Dilaçan ve benzerlerinin müdahalesiyle tahrîb edilmiş olan dilimiz, âdeta ciddî bir tefekküre imkân vermeyecek bir sûrette kısırlaştırılmıştır. Lisanımızı kurtarmadıkça, başımıza musallat olan binbir çeşit kargaşadan kurtulmamız mümkün değildir. Zira insanlar kelimelerle düşünürler. Mefhumları ve dolayısıyla onları ifadeye vesîle olan kelimeleri eksiltilmiş ve çarpıtılmış bir "dil" ile derin İslâmî tefekkürün ufuklarına açılmak aslâ mümkün değildir. Bu yapılmadıkça da, hareketlerin temel sâikı olan tefekkür, ortaya çıkmaz ve ciddî bir seviye kazanamaz. Bu yüzdendir ki, biz yazılarımızda tab'ımıza, milli kültür ve millî şuura zıt olan uydurma dile asla iltifat ve îtibar etmedik.
"Eğer bilmediklerim ayağımın altında olsaydı, başım göğün en yüksek katına değerdi. Bir kimsenin ilmi, kendisini dinin yasaklarından menetmiyorsa, o kimse büyük tehlikededir."
Ebu Hanife
"Öyle zaman gelecek, insanlar çok yüksek binalar yapacaklar, önemli bineklere sahip olacaklar, ama dinlerini ziyan edecekler. Sizin kıblenize doğru namaz kılacaklar, ama sizin dininiz üzere olmayacaklar."
Abdullah b. Mesud
"Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez. Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın!.."