Sena K

Fakat burada aksi bir sonuca ulaşılsaydı diğer bir deyişle cinsel bir yönelimden değil, cinsel bir tercihten söz edilebilseydi dahi hala eșcinselliği seçmenin otomatik olarak ahlaka aykırı sayılamayacağını vurgulamak gerekir. Zira böyle bir varsayımda da seçeneklerden biri olan heteroseksüelliğin neden "doğru tercih" olduğuna dair açik bir cevap bulunmamaktadır. Heteroseksüel bireyler eșcinsel olmayı seçmediği için sorumlu tutulmazken eșcinsel bireylere yaptığı tercihi açıklama yükümlülüğünü dayatmak bu alternatif senaryoda da önyargilı bir tutuma vücut verecektir. Íki durumda da başlıca ahlaki sorumluluğun, eşcinselligi bir muhakeme süreci olmaksızın "problem" olarak sınıflandran ön kabul ile mücadele etmek olduğuna dikkat cekmekte fayda vardır.
Sayfa 134 - On İki Levha Yayınları 1.Baskı·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bugün gelinen noktada bilimsel literatürde kayda değer derecede veri cinsel yönelimin, aile hayatı ile kültürel çevrenin etkilerinden bağımsız olarak gebelik sürecinde meydana geldigini göstermektedir. Ayrıca kendi içinde katı bir kalıba hapsolmayan cinsel yönelimin, yoğunluk bakımından farklı derecelerde ilerleyen bir akışkanlık gösterdiği ancak dışarıdan gelecek bir zorlama ile değiștirilemeyeceği de açığa çıkarılmıştır.
Sayfa 133 - On İki Levha Yayınları 1.Baskı·Kitabı okudu
Erkekler eșcinseller ve heteroseksüeller şeklinde iki ayrı kategoride temsil edilmez. Dünya koyun ve keçiler șeklinde ikiye ayrılmaz. Her şey siyah ya da beyaz değildir. Taksonomide doğanın ayrık kategoriler yaratmadığı esastır. Sadece insan aklı kategoriler icat etmekte ve gerçekleri ayrı kutulara sokmaya zorlamaktadır. Yaşayan dünya her bir boyutuyla bir devamlılık gösterir. Bu durumun insan cinselliğinde de geçerli olduğu ne kadar çabuk anlarsak cinsel ilişkiye dair gerçekleri rasyonel bir șekilde kavramaya da o kadar hızlı yaklaşırız. Bkz: Alfred C. Kinsey
Sayfa 133 - On İki Levha Yayınları 1.Baskı·Kitabı okudu
19. yüzyılın "sessizlik komplosuna" karşı bilimsel tarafsızlığın galip çıkmasında adının anılması gereken önemli bir nefer, çok kişisel hatta kimilerince kutsal kabul edilen bir konuyu istatistiksel ve materyalist bilimin objesi haline getirerek cinselliğe yaklaşımı çağdaşlaştıran ve halefleri Masters ve Johnson'n yolunu açan biyolog Alfred Kinsey'dir. Cinsellik hakkında elde edilecek objektif bilimsel bilginin bizi ahlaki baskılardan, cehaletten, utançtan ve yasaklamalardan kurtaracağına inanan Kinsey, özel olarak oluşturduğu ekibiyle birlikte tamamen pozitivist bir tutum içinde binlerce Amerikalı ile yüz yüze görüşmeler yapmış ve özel nitelikli bu mülakatlardan elde ettiği verileri sınflandırarak yayınlamıştır. Amerikan nüfusunda eşcinsel bireylerin yüzdesini hesaplayan ilk araştırmacı olan Kinsey cinsel eğilimlere iliskin kendi adyla anlan bir ölçek geliştirmiştir. Kadın ve erkek cinsel davranışları üzerine yayınladığı raporlarla savaş sonrası dönemde eșcinseliğin doğasını "cinsel psikopat" statüsüne indirgeyen Amerikan hukukunun gelişmesine derinden etki eden Kinsey, cinsel yönelimin heteroseksüel-eşcinsel şeklinde iki kutuplu olmadığını, bu iki uç arasında çeşitli oranlarda dağılım gösteren cinsel eğilimi bir çeşit skalada değerlendirmenin gerçeğe daha uygun olacağını dile getirmiştir.
Sayfa 132 - On İki Levha Yayınları 1.Baskı·Kitabı okudu
Bazı araştırmacılar eşcinsel ve heteroseksüel ölü kadın ve erkekler üzerinde uyguladıkları otopside cinsel davranıșları düzenleyen hipotalamusun ön bölgesindeki INAH3 sinir hücreleri karşılaştırımış ve bunların ortalama olarak eşcinsel erkeklerde daha küçük olduğunu gõzlemlemiștir. Bu durum, beyin gelişimindeki biyolojik sürecin bir erkeğin cinsel yönelimini etkilemede rolü olabileceğine dair bir işaret olarak yorumlanmıştır. Bkz:Simon LeVay, "A Difference in Hypothalamic Structure between Heterosexual and Homosexsual Men", Science, Volume:253, No:5023, August 1991, s.1034-1037
Sayfa 130 - On İki Levha Yayınları 1.Baskı·Kitabı okudu