Kur yapma, duygusal yakınlık kurma, cinsel birleşme, eş ilişkisi kurma ve ebeveynlik yapma şeklinde beş bü- yük davranışsal kategori altında yapılan incelemeler neticesinde kuşlar ve memeli hayvanlar başta olmak üzere hayvanlar âleminde eşcinselliğin dışa vurulduğu sayısız rapor bulunmaktadır. Eşcinsel davranışlar dünya çapında her büyük coğrafi bölgede ve her büyük hayvan grubunda 450'den fazla sayıdaki türde görülmüştür. Kazlar, flamingolar, martılar, deniz saksağanları, bülbüller, yunuslar, geyikler, penguenler, zebralar, zürafalar, koyunlar, filler, kertenkeleler, aslanlar bu örneklerden sadece birkaçıdır. 167 Maymun türleri arasında da eşcinsel davranışlara sıklıkla rastlanmaktadır ve özellikle 6 milyon yıl önce yaşadığı düşünülen ortak ataya sahip olduğumuz Bonobolar çok çeşitli cinsel davranışlar göstermesi ile meşhurdur.
Sayfa 49 - On İki Levha Yayınları 1.Baskı·Kitabı okudu
... eşcinsel bireylerin hasta olduğu ve toplumun diğer üyelerini de hasta edeceği şeklindeki bir neden ile eşcinsel evlilikleri kötü olarak nitelemek, yalnızca değerlendirme yapanın eşcinsel bireylerle arasında kurduğu korku duygusunu göstermeye muktedirdir. Böyle bir değerlen- dirme evliliğin kendi doğasına ilişkin bir bilgi vermezken değerlendirme yapanın kendi korkularına ilişkin bilgileri gözler önüne sunmaktadır.
Sayfa 47 - On İki Levha Yayınları 1.Baskı·Kitabı okudu
HIV/AIDS krizinden önce heteroseksüel yapıda bir kurum addettikleri evliliği özel olarak odaklarına alma gereği duymaksızın genel anlamda ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını hedefleyen eşcinseller, hastalığın yayılması ile yoğun kayıpların yaşandığı ağır süreçte evlilik aracılığıyla sağlanan yasal korumalar olmaksızın ilişkilerinin ne kadar savunmasız kaldığını tecrübe etmiştir. Hem maddi hem manevi sıkıntılarla boğuşarak hayatta kalma mücadelesi verirken partnerin sağlığı ile ilgili tıbbi kararlara katılamamak, biyolojik ailenin engellemesi halinde hastanede yatan partneri ziyaret dahi edememek, hastalık ya da ölüm halinde yasal olarak izin hakkına sahip olamamak, miras hukukuna ilişkin haklardan mahrum kalmak, partnerin sağlık sigortası imkânlarından faydalanamamak ve evli çiftlerin faydalandığı bunlara benzer diğer hukuki avantajlardan yoksun bırakılmak ayrımcılıkla mücadelede evliliğin ne kadar önemli bir role sahip olduğunu anlamalarını sağlamıştır. Dahası sevdikleri insanlar hastalanıp ölürken yardım çağrılarının devlet, tıp camiası ve kamu nezdinde bir karşılık bulmaması, kendilerini kaderlerine terk edilmiş ve adeta kasıtlı bir ihmalle -kendi ifadeleriyle- "soykırımı" anımsatan bir duruma mahkûm edilmiş hissetmelerine neden olmuştur. 161 Bu durum heteroseksüel evli çiftlerle eşit haklara sahip olma talebini doğurmuş ve eşcinsel evliliklerin kabul edilmesi mücadelesini alevlendirmiştir.
Sayfa 46 - On İki Levha Yayınları 1.Baskı·Kitabı okudu
Araştırmacılar AIDS hastalığının kökeninin Orta Afrika olduğunu düşünmektedir ve siyah yüzlü şempanzelerde bulunan HIV-1 virüsüyle özdeş SIV virüsünün koloni öncesi dönemdeki avcılık faaliyetleri sırasında meydana gelen yaralanmalarda kan teması yoluyla insanlara geçmesiyle bu hastalığın doğduğuna inanmaktadır. AIDS, şüpheye pek mahal bırakmayacak bir ihtimalle bu bölgede iyi sterilize edilmemiş şırınga ve iğnelerin hastalarda kullanılması ile yaygınlaşmış ve yine bu bölgenin Avrupa tarafından sömürgeleştirilmesi sürecinde hasta seks işçileriyle kurulan cinsel ilişki vasıtasıyla küreselleşmiştir. HIV virüsü yalnızca kan, sperm, seminal sıvı, rektal ve vajinal sıvılar ve anne sütü olmak üzere belirli sıvıların doğrudan teması ile bulaşabilmektedir. Virüsün geçişi için bu sıvıların mukoza zarı (kadın ve erkek cinsel organları, rektum ve ağızda bulunan), açık yaralar ya da direkt enjeksiyon aracılığıyla diğer kişinin kan dolaşımına girmesi gerekmektedir. En yaygın bulaşma yolları hete- roseksüel ya da homoseksüel olması fark etmeksizin partnerle yaşanan korunmasız cinsel ilişki ve iğne gibi enjeksiyon ekipmanlarının ortaklaşa kullanılmasıdır.
Sayfa 42 - On İki Levha Yayınları 1.Baskı·Kitabı okudu