Esas olan karakterdir. Çevre ile, insanlarla bütün bağları koparmak boşunadır. İnsan ne yaparsa yapsın kendinden kaçamaz. Nereye giderse gitsin, kurtulmak istediği sıkıntıları da birlikte götürür. İnsanın bir yeri bırakıp başka bir yere gitmekle düzelmesine imkan olmadığı gibi, üstelik duyduğu pişmanlıklara vicdan azabı ve acılarına da yeni acılar eklenir.
Birbirini seven iki kişi arasında gizli birşey kalırsa, biri her hangi bir düşüncesini ötekine açamaz olmuşsa, beraberliğin tadı kaçar, saadet de kaybolur. Öfke, haksızlık ve hatta unutkanlık bir şey değildir, zamanla düzelebilir, ama böyle birbirinden bir şeyler gizlemek söz konusu olunca sevgi yozlaşır ve iki tarafın gözünde de değerini kaybeder.
Ama toplumun bizim üzerimizde öylesine ağır bir baskısı vardır ve bunun görünmez etkisi öylesine güçlüdür ki, eninde sonunda bizi kendi istediği biçimde yoğurur ve o evrensel kalıba sokar. Böylece bir de eskiden şaştığımız şeyleri artık tabiî görmeye ve içine girdiğimiz yeni kalıpta rahat etmeye başlarız.