sena

Kişi bir şeyi ihlas ve sıdk ile ister, aşk mertebesinde arzularsa elbette Allah ona istediğini verir. Yani herkes istediğine bir gün kavuşur; ister maldan mülkten, ister ilimden irfandan, ister sanattan kültürden, Bir şartla ki herkes her neye talip oluyor ve aşkını içinde gezdiriyorsa onun vuslatı için sebeplere yapışmalı, vuslat yolunun gereklerini yerine getirmelidir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mademki Allah, kulu için bir şeyi istediğinde ona istemeyi veriyor; o hâlde istemesi son haddine gelmiş olan kuluna neden istediğini vermesin?!.. Allah'a âşık olup Oʼnu isteyen Hakkʼın vuslatına; Resullahʼı isteyip Oʼna âşık olan da dîdârını görmeye hak kazanıyor, hatta dünyayı isteyip âşık olan nasıl dünya malına kavuşuyorsa, cenneti seven de elbette öte dünyada cennete erişecek, Allah’ın cemâlini isteyen de elbette onu görecektir. Yunûsʼun “Bana seni gerek seni” feryadındaki gibi...
Zihnimizde büyütüp şekiller verdiğimiz, tavırlar biçtiğimiz, edalar giydirdiğimiz, kısacası zihnimizde şekillendirip kendimize göre yeniden yarattığımız muhayyel sevgili bir gün sokakta karşımıza çıkıverdiğinde ikisininden birinin mâna elbisesi dar gelebilir; biri diğerini kovmaya kalkabilir.
Âşık ne kadar huzurda olursa o kadar çok sever, ne kadar çok severse o kadar çok huzur bulur, huzurda bulunur. Aşkın farkındalık hâli huzurda bulunmak ile mümkündür ve bu duygu sûfiye varlık ile daimi bir ilişki içinde olmayı önerir.
Öyle ya; aşk ile âbad olmak varken neden aşk bizi berbat etsin?