Bu kitapta Kur’ân-ı Kerîm’de anlatılan Hz. Yusuf kıssası merkeze alınmış; ilgili ayetler verilerek derinlemesine açıklamalar yapılmıştır. Kıssa, farklı açılardan değerlendirilmiş ve ayetlerin hem tarihî hem de ahlaki boyutları ele alınmıştır.
Yusuf Suresi, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) en zor dönemlerinden biri olan Hüzün Yılı’nda indirilmiş, ona teselli olmuş bir suredir. Yakınlarından gördüğü ihanetlere, çevresinden maruz kaldığı kötülüklere rağmen doğruluktan ayrılmayan bir kulun, er ya da geç dünya ve ahiret hayatında mükâfatlandırılacağı bu sure aracılığıyla bizlere bildirilmiştir.
Kitap, Hz. Yusuf’un sabrı, iffeti ve Allah’a olan güveni üzerinden okuyucuya umut, metanet ve ahlaki duruş kazandırmayı amaçlamaktadır. Bu yönüyle eser, sadece bir kıssa anlatımı değil; aynı zamanda her çağda insanın karşılaşabileceği zorluklara karşı yol gösterici bir rehber niteliğindedir.
Beni inanılmaz etkileyen bir kitap oldu. Türkiye’deki peygamber tarihi konusunda delilleriyle birlikte çok kıymetli bilgiler içeriyor. Kitabı elimden bırakamadım. Yazar Hz. Nuh, Hz. Elyase ve Hz.Zülkifl, Hz. Danyal, Ashab-ı Kehf ve Rum süresinden kesitler halinde bahsetmiş ve resimlerle bölgeleri bize de görme imkanı sağlamış. Ancak yine de okuyan herkeste oraları ziyaret etme isteği uyandırdığına eminim. Serinin devamını dört gözle bekliyorum.
Aileyi yıkmaya yönelik oynanan küresel projelerden detaylı bir şekilde örneklermelerle bahsediyor yazar. Farkında olmadığımız ama arka planda dönen korkunç olaylar insanı dehşete düşürüyor. Tehlikeler bizi dört bir koldan sarmış durumda, yazar bunu ismini hekaton verdiği kolları her tarafa uzanan bir canavara benzetmiş. Hayatımızda el uzatmadıkları bir alan kalmamış ne yazık ki. Bu konuda artık gözü açık ive farkındalığımızın yüksek olması gerektiğini düşünüyorum.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Tam anlamıyla başucu kitabı diyebilirim. Farkındalığını arttırmak, yönünü ve yolunu İslamiyete çevirmek isteyenlere tavsiye edilir.
Uzun zamandır okumak istediğim bir eserdi . Okudukça keşke daha önce okusaydım dedirten bir kitap oldu benim için. Elimden kalemi bırakmadan notlar alarak, tekrar ederek okudum. Günümüz islam dünyası, Müslüman kimliği ve Batı hakkındaki açıklamaları ve tespitleriyle farkı bakış açıları kazandıran bir kitap olduğunu düşünüyorum. İsmi oldukça ilgimi çekmişti, açıklaması sona saklanmış. Ve şu şekilde anlatıyor ;
İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o "şey" olur, o şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak."