Anlam duygusu hayatta yapıp ettiklerimizle alakalıdır,dedim.Sevmekle, üretmekle alakalıdır.Freud böyle diyor. Frankl şunu ekliyor: “Kadere rıza göstermek.”
Değiştiremeyeceğin şeyi değiştirmek için aşırı efor sarf etmemek, ondan öğrenmeye, yaşantıdan da öğrenmeye çalışmak.
“İnsan Tanrı katından sürgün edilmiştir, ancak O’nunla buluştuğu zaman yeniden olgun bir varlık olabilecektir.Bu sürgün bittiği zaman kendi varoluşundaki eksik taraflarıyla buluşabilecektir.
Türkiye toplumu,anlam kaynağı olarak kendi bireysel benliklerine yönelmiş insanlarla dolmaya başladı. Yani, “Ben yapıyorsam doğrudur, ahlakın kaynağı benim, bir başkasına ihtiyaç duymuyorum, bir başka moral felsefeye,ahlaki kılavuzluğa ihtiyacım yok, bir yol gösterici olarak dine ihtiyacım yok, bir ideolojinin kılavuzluğuna ihtiyacım yok, insanlığın kadim eski değerlerine ihtiyacım yok, ben kendim davranışlarımın yegane meşrulaştırıcısıyım,benim için iyiyse iyidir, ben iyi olduğunu düşünüyorsan iyidir.” anlayışı türedi
Dünyanın giderek değerlerini yitirdiği ve hayatın maddileştiği bir zaman diliminde anlam üzerine konuşmak gerçekten herzamankinden daha fazla anlamlı..