Mutfak masasında yarım kalmış bir çay soğuyor,
Tıpkı ömrümün o kimsesiz, o yetim öğleden sonraları gibi.
Eşyalar benden daha canlı, daha emin yerlerinden;
Karşımdaki iskemlenin omurgası daha dik benimkinden.
Benim gölgemden eğri bir bedenim var bu yeryüzünde,
Yüzümün aynalara küs tarafı, dikiş tutmaz bir boşlukla sızılı.
Nolur,
Bu dilsiz duvarların, bu sağır köşelerin uykusuna sızdırın beni,
Hiç olmamışım gibi, bu evin içindeki boşluklara gömün beni.