Sena Nur Ayaz

Kendi yalanını söylemek,bir başkasının gerçeğini söylemekten daha iyidir.İlk durumda bir insansın sen,ikincisinde ise sadece bir papağan...Gerçek kalıcıdır,ama hayat yerle bir edilebilir.Biz neyiz şimdi? Biz istisnasız hepimiz bilimde,ilerlemede,düşüncede,buluşta,ülküde,istekde,liberalizmde,akılda,tecrübede,her şeyde henüz daha hazırlık sınıfındayız!Elalemin aklı ile yetinmek hoşumuza gidiyor!Alışmışız buna!
Sayfa 250·Kitabı okudu
Reklam
Kararlı ve ciddi bir tavırla:"Artık yeter!" diye söylendi ve sanki görünmeyen kara bir güce sesleniyor,ona meydan okuyormuşcasına:Ey hayaller,ey düşsel korkular,ey karabasanlar hepiniz geriye!..Hayat denilen bir şey var.Şu anda ben yaşıyorum.Hayatım o ihtiyar kocakarıyla birlikte sönmedi.Huzur içinde yat ama başkalarını da rahat bırak!...Dinlenme zamanın gelmişti...Şimdi artık mantık ve ışık hüküm sürüyor...Özgürlük ve güç...Evet henüz kendimi çok halsiz hissediyorum ama hastalığım tamamen geçti.Sokağa çıkar çıkmaz geçeceğini biliyordum.Şimdi görürüz,boy da ölçüşürüz!Oysa ben bir arşınlık bir alan üzerinde bile yaşamaya razı olmuştum!...
Bir idam mahkumu ölümünden bir saat önce,galiba şöyle düşünüyordu;eğer yüksek bir yerde,bir kayanın üzerinde,ancak iki ayağımı koyacak kadar daracık yerde oturmam gerekse,etrafım uçurumlarla,okyanuslarla çevrili olsa,sonsuz karanlıklar,sonsuz bir yalnızlık,bitmez tükenmez fırtınalar hüküm sürse,o daracık yerde öyle bir ömür,binlerce yıl,sonsuza kadar yaşamak isterdim!Yaşayabilsem!Yalnızca yaşayabilsem!Ne yaman bie gerçek!...Aman Tanrım ne yüce bir duygu bu!..?İnsan ne alçak bir yaratıkmış!...
Durmadan yürüyordu.Kendini toparlamak,biraz rahatlamak için içinde dayanılmaz bir istek vardı.Ama ne yapmak,hangi çareye başvurmak gerektiğini bilmiyordu.Her dakika gittikçe artan engellenemez yeni bir duyguya kendini kaptırmaktaydı.Bu duygu,her rastladğına,çevresindeki her şeye karşı kendisinde uyanan bir çeşit sonsuz tiksinmeydi.İnatçı,yabani,öfke ve nefret dolu tiksinti...
Bir insanın bundan daha fazla kendini ihmal etmesi mümkün değildi.Ama Raskolnikov'un,bugün içinde bulunduğu ruh haline göre bu durum hoşuna bile gidiyordu.Kabuğuna çekilmiş bir kaplumbağa gibi,herkesten tamamen uzak yaşıyordu.Hatta ona hizmet etmek zorunda olan,bazen kapıdan başını uzatan hizmetçi kızın yüzü bile onda öfke ve şiddetli bir tiksinti uyandırmaktaydı.Bütün dikkatlerini bir noktaya toplayan bazı ruh hastalarında bu hal görülür.
Sayfa 36 - undefined·Kitabı okudu