Ağır suçlar işleyenlere baktığımızda, bazı kişilerin süperego gelişiminin hiç bir zaman tam anlamıyla gerçekleşmediğini görürüz. İşledikleri suçlardan ötürü ne suçluluk, ne pişmanlık duymamaları da belki bu yüzdendir.
Freud, Ego’nun bu sürekli engelleyici tutumunun, hazzın- özellikle cinsel hazzın- genelde engellediği Avrupa kültüründe yetişen kişiler için büyük bir sorun olduğunu düşünüyordu.
Çiftçi, toprağını nasıl tanıyorsa, heykeltraş da işlediği mermerin cinsini nasıl tanıyorsa; el işçisi yalnız aletlerini değil, işlediği maddeyi de nasıl tanıyorsa; biz eğitimciler de; yalnız kullandığımız teknikler değil, özellikle çocuğu bütün karışıklığı ve sadeliği içinde tanıyarak, onun yükselmesine ve gelişmesine yardım etmeliyiz.
“Her ne kadar insan kendi davranışlarını mantıklı nedenlerin bir sonucu olarak açıklıyor olsa da, o insan, davranışlarının temelinde yatan bilmediği güçlere uygun bir şekilde düşünür, hisseder ve davranır.”
“İnsan, dünyasal gerceklerden oldukça uzak olan ve kendi idraki, manevi değerleri ve toplumun değerleri ile çelişki içinde bulunan güdüler ile tanımlanır.” Freud