Tüm çıkışlar kapatıldığında insanı tutkular denizinin nasıl öfkeyle çöküp köpürdüğünü, nasıl birikip kabardığını, nasıl taşıp yüreğin derinliklerini oyduğunu, bentlerini yıkıp yatağından taşana kadar içsel hıçkırıklarla, boğuk çırpınışlar haşinde nasıl patladığını bilmiyordu.
Özellikle Ortaçağ’da halkın toplum içindeki yeri, çocuğun aile içindeki konumuna benziyordu. Cahilliği, ahlaki ve entelektüel geriliği nedeniyle buna çocukluk çağı da denebilir ve:
Bu çağ acımasızdır.