Onun varlığında her şeyin hep zor gittiğini; daha çocukluktan başlayarak herkesin dalgın, ısrarcı karakterinden ötürü ondan uzaklaştığını; onun içindeki merhametin başkalarına ağır, ezici ve silik geldiğini; ama bu merhamette hiç de gözle görülür bir ahlaki eşitlik olmadığını; bunun ona çocukluğundan, yaşıtları olan diğer çocuklara hiç yaklaşmasını zamanlardan beri acı verdiğini hatırladı. Şimdi her zaman, hep, herkesin onu terk edip bıraktığını hatırlıyor ve düşünüyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu geniş, saçsız alın, bu her zaman öne eğik baş, bu her zaman iç çekişlerle inip kalkan göğüs ne anlama geliyordu? Çatık kaşları çatışmaya hazırlanan iki boğa gibi birbirine yaklaşırken, onca kederin arasında dudaklarındaki gülümsemeye neden olan gizli düşünce neydi? Kalan saçları neden şimdiden kırlaşmıştı? Bazen bakışlarına yansıyan ve gözlerini büyük bir fırının çeperindeki deliğe benzeten içindeki o ateş neden kaynaklanıyordu?
Her birimizde, hiç durmadan gelişen ve ancak hayatın büyük altüst oluşlarında sarsılan zekamız, alışkanlıklarımız ve kişiliğimiz konusunda benzerlikler vardır.
Bu bomboş, devasa kütle bir iskeletten ibarettir, ruhu onu terk etmiştir, sadece olduğu yerde durduğu görülür, hepsi bu. Göz boşlukları hala duran ama görme yeteneğinden yoksun kalmış bir kafatası gibidir.
Zaten, sadece bedeni değil zihni de katedrale göre şekillenmişti. Ruhu ne haldeydi? Hangi sıkıntıların gerginliğini yaşamış, bu boğucu kılıfın altında, bu vahşi yaşamın ortasında nasıl bir şekle bürünmüştü? İşte bunu tanımlamak güçtü.