Kuşkusuz birçok sanatın aynı yapıdaki birçok yükseltisinin peş peşe gelen bu eklemlenmeleri kalın kitaplara, sıklıkla da insanlığın evrensel tarihine konu olacak niteliktedir. İnsanın, sanatçının, bireyin üzerlerinde silinip gittikleri, yaratıcısı bilinmeyen bu büyük kütlelerde insan zekası özetlenir, bütünleşir. Zaman mimar, halk yapı ustasıdır.
Tutku onu, dışarıdaki hayat karşısında çocuklaştırmıştı ve artık gerekecek olsa, herhangi bir nedenlere aralarına karışacak olsa başka iyi insanların arasında kendine bir yer bulamayacak hale gelmişti.
Belleği altüst olmuş, düşüncelerinin akışı kesintiye uğramıştı. Her şeyden şüphe duyup gördükleriyle hissettikleri arasında gidip gelirken kendi kendine yanıtını bulamadığı şu soruyu sorup duruyordu: “Bu bensem, olup bitenler gerçek mi? Bunlar gerçekse, bu ben miyim?