kadınların dikkatine:
Evinizden dışarı çıkmayacaksınız. Kadınların sokaklarda amaçsızca dolaşması caiz değildir. Dışarı çıkarsanız, yanınızda mutlaka bir mahrem, erkek akrabanız bulunacak. Sokakta tek başına yakalanan kadın dövülecek ve evine gonderilecektir.
Her ne şart altında olursa olsun, asla yüzünüzü göstermeyeceksiniz. Dışarıdayken, burkayla örtüneceksiniz. Aksi halde, şiddetle kırbaçlanacaksiniz.
Makyaj malzemeleri yasaktır.
Mücevher yasaktır.
Çekici, gösterişli giysiler giymeyeceksiniz.
Sizinle konuşulmadan, konuşmayacaksınız.
Erkeklerle göz göze gelmeyeceksiniz.
Uluorta gülmeyeceksiniz. Gülenler kırbaçlanacaktir.
Tırnaklarinizi boyamayacaksınız. Boyarsanız, bir parmağınız kesilecektir.
Kızların okula gitmesi yasaklanmıştır. Butun kız okulları derhal kapatılacaktır.
Kadınların çalışması yasaklanmıştır.
Zinadan suçlu bulunursaniz, taşlanarak öldüreceksiniz.
Sidney'e vardıklarında hava kararmıştı ama televizyon kulesi şehrin ortasında koca bir ampul gibi yanarak onlara yolu gösteriyordu. Andrew, Opera Evi'nin çok uzağında olmaya Circular İskelesi'ne sürdü ve arabayı durdurdu. Bir yarasa farların önünde son süratle fırıl fırıl dönüyordu. Andrew bir sigara yaktı ve Harry'ye arabadan inmemesini işaret etti.
"Yarasa Aborjinlerde ölümün simgesidir. Hiç duymuş muydun?"
Duymamıştı.
"İnsanların kır bin sene boyunca dışarıyla iletişim kurmadan yaşadığı bir toprak hayal et. En yakın kıtayla aralarında koca bir okyanus olduğundan, Hristiyanlığı ve İslamiyeti geçtim, Yahudilikten bile haberleri olmamış. Onun yerine kendi yaratılış hikayelerine, yani Düş'e inanmışlar. Aborjinlere göre ilk insan Ber-rook-boorn'dur. Onu yaratan tanrı ise her şeyin başlangıcı sayılan, yaratılmamış kabul edilen ve tüm canlıları sevip gözeten Baiame'dir. Anlayacağın, Baiame iyi biridir. Arkadaş çevresinde Yüce Baba Ruh olarak bilinir. Baiame. Ber-rook-boorn'u ve karısını güzel bir yerde yatarttıktan sonra yakınlarında bulunan ve arıların yaşadığı 'yarran' denen kutsal bir ağaca işaretini bırakır.
'Bu topraklarda size bahşettiğim her şeyden dilediğiniz gibi yiyebilirsiniz; ama o benim ağacım' diyerek onları uyarır. 'Oradan bir şey yerseniz size ve sizden sonrakilere kötülük musallat olur' der. Ya da onun gibi bir şey işte.
Ber-rook-boorn'un karısı günün birinde dal toplarken kutsal ağacı görünce önce ondan korkar ama ağacın dibinde o kadar çok dal vardır ki içindeki ses oradan var gücüyle kaçmasını söylese de onu dinlemez. Hem zaten Blaime dallarla ilgili bir şey söylememiştir. Ağacın dibindeki dalları toplarken yukarıda bir vızıltı duyar ve başını kaldırınca arı sürüsünü görür. Sonra da ağacın gövdesinden süzülen balı. Daha önce balın tadına