Bütün telefon haberleşmesinden ve hatta yazılı emirlerden ve raporlardan, artık umum kumandanlarda büyük bir asabiyetin hüküm sürdüğü anlaşılıyordu. Bazı kumandanlarca sorumluluk yükünü başkalarına yükletmek yollarına sapılmaya başlandı.
Hakikaten sorumluluk yükü her şeyden, ölümden de ağırdır.
"Vaziyet umumileşmiş, Anafartalar'a çıkmış ve çıkmakta olan büyük düşman kuvvetlerini nazar-ı dikkate almak ve ona nazaran umumi tedbirler ittihaz ederek sevk ve idareyi tehit ve temin etmek lazım geldiğinden kendisinin "Çare kalmadı mı?" sualine verdiğim cevapta bütün mevcut kuvvetlerin taht-ı kumandama verilmesinden başka çare kalmadığını söyledim. Mumaileyh "Çok gelmez mi?" sözüyle mukabele etti. "Az gelir!" dedim.
Tarih, toplumun benliğine ilişkin bilinci, dolayısıyla kimliğidir. Geçmişini topyekûn unutmuş insan, hafızasını yitirmiş, varlık omurgasını kırmıştır. İleride kendisini bekleyen ise ya uyuşup felç olmak ya da ölüp gitmektir.
O anda mutfakta olan kadın annem değildi. Hayır, hayır boşuna ısrar etmeyin. İşte annem, şu büyük şapkalı kadın. Neden onun hakkında hiçbir şey hatırlayamıyorum? Neden bu kadar küçük doğmuştum? On dört yaşında doğamaz mıydım? Tek bir şey bile hatırlamıyordum. Ne zaman değişmişti annem? Neden değişmişti? Nasıl yaşlanmıştı? Bir gün annemi o resimdeki kadar güzel görürsem evlenme teklifinde bulunmaya karar verdim.