Senem GÜN ŞAHİN

Kendisini maske taşımaya ve rol yapmaya öyle bir alıştırmıştı ki, kendi yalanıyla bile gerçekten sakinleşti ve aradan çok geçmeden rahat bir uykuya daldı.
Reklam
"güvercinlerin sesini çizdim bu gece güvercinlerin sesini çizdim delik deşik duvarlardan senin gölgeni tanıdım ben şarkı söyledim ben iki telle şarkı söyledim sevdiğim kadının mavi renkli el yazısı benim yorgun şarkımın sözlerini renklendirdi mehtabın nefesi gri olana kadar şarkı söyledik seninle çizdiğim resimlerde sesini gördüm mehtap bütün gece çevremde çocukluğumu çizdi ahh keşke yağmur yağsa ahh keşke yağmur yağsa toprak kokusu kuşların şarkılarını renklendirecektir..."
"gri gri gri... sabah, sis, yağmur bulut, bakış, hatıra ben de bir şarkı yoktu sen okudun bir ayna yoktu bende sen baktın bereketli toprakların uykusunda bir köktüm senin bakışınla yeşerdim yağmurlar yağmadan gözlerinde bir şimşek çaktı bakışlarım ıslandı yanakların yağmurdan ıslak, gözlerin güneşli kurtlar doğuruyor, kuzuları kollayayım sen gözlerinle beni okşasan çoban değneğim tesirli bir silah olacak sen gözlerinle beni okşa çoban değneğim tesirli bir silah olacak savaş bitince senin için taze incirler toplayacağım seninle kalacağım seninle okuyacağım ve seni güneşli hayranlığında öpeceğim eğer bulutlar izin verirse..."
"çocukluğumun ok ve yayı ile kadim bahçelerin yollarında, ıslanmış ağaç kümeleri arasında, bir serçenin göğsünü nişan almıştım ki sana aşık oldum. serçe omzuma kondu ve ben mahir bir avcı oldum. ondan sonra asla bir kuşu avlamaya çıkmadım. ne zaman özlesem şarkı söyledim. kuş gelir, kuş konar. kuşu koklarım, öperim ve özgür bırakırım ve bir başka avcıya av olunca çocukluğumu görürüm. yağmur yağmış ağaç kümeleri arasında saman, çiçek ve kuşun şarkısıyla kendine kıvrılır ve ağlar; ey şarkı! seni nasıl seviyorum.