Serap Akman

8/10
·356 syf.··
2025 13. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 22:33
1920’lerin Çin kırsalında geçen roman Wang Lung’un düğünüyle başlar. Wang Lung, yoksul bir köylüdür. Toprakla yaşar, toprakla nefes alır.Tek dayanağı, emek verdiği tarlasıdır. Eşi O-Lan, bir zengin ailenin kölesidir, sessizdir, güzel değildir, konuşmaz ama çalışır, üretir, taşır,yoku var eder. Zamanla Wang Lung tarlasını genişletir, çocukları olur.3 oğlan ve 2 kul. ( o dönemlerde, doğan kiz çocuklarına "kul"deniliyordu) Bir gün yağmurlar durur, toprak çatlar,kıtlık başlar. Ailesiyle birlikte şehre göç eder. Orada yoksulluk, açlık ve çaresizlik içinde yaşarlar. Buralari okurken insanın açlık ile mücadele ederken neler yapabileceğini ,zenginler ile fakirler arasindaki uçurumun büyüklüğünü, bir milletin uyanışını ve devrimin ayak seslerini de okuyoruz. Bir isyan sırasında şehri yağmalayan kalabalığın arasında Wang Lung şans eseri para bulur. Bu servetle köyüne döner, yeniden toprak satın alır. Artık “ Zengindir" ,"Bey"dir. Toprakla uğraşmayı irgatlara birakir, köylülere kiralar ama asla satmaz. Para kazandıkça topraktan uzaklaşmaya ve ruhunu kaybetmeye başlar. Zenginliğin ve hırsın gölgesinde O-Lan’ı unutur. Kadının bedeni yorulmuş, yüzü kırışmıştır; ama en kötüsü Onun emeğinin değersizleşmesidir. Bir süre sonra evdeki cefakar kadinini begenmez olur, kendine yeni bir kadın alır. Yazar, O-Lan üzerinden kadının görünmez emeğini ve dayanıklılığını anlatır. O, doğurganlık ve üretkenliğin sembolüdür.Tıpkı toprak gibi.Ve Wang Lung,ikisini de unutmuştur. O-Lan, hastalanır, yavaş yavaş ölür.Onunla birlikte “bereket” de gider,huzur da.
Mübarek ToprakPearl S. Buck · Kafka Kitap · 2021197 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·208 syf.··
2025 14. kitabı
Popüler oldugu için değil tamamen konusunu kendime yakın bulduğum icin okuduğum bir kitap oldu. Bana gore; _Babayi kaybetmek.. insanın hayatında ilk kez “arkamdaki dağım artık yok” duygusudur. _Babayı kaybetmek… aslında iki ölümü aynı anda yaşamaktır: Hem babanın ölümü, Hem de babanın içinde sakladığı “küçüklük halimizin "ölümü. Ve ben de iki yıl önce babamı kaybettim. Bu yüzden Gospodinov’un “babam bahçıvandı, şimdi bir bahçe” cümlesi mideme yumruk gibi oturdu. Çünkü ölümün gerçekten nasıl bir şeye benzediğini anlatmak için öyle süslü metaforlara gerek yokmuş. Insan öldükten sonra toprak olurmus,sessizlik olurmus,her yerde ve her şeyde olurmus ve evet; -bahçe de olurmuş. Bizim kültürümüzde söylenenle ayni şey aslinda degil mi? Topraktan gelen insan toprağa döner Babam öldüğünde, ağladığım zaman bana hep;
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Beyaz Atlar Zamani
8/10
·560 syf.··
2025 11. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2025 18:29
Şiirsel dili okuyucuyu büyüleyen ve her satırı tarih kokan bir kitap ile geldim bugün. İbrahim Nasrallah, Beyaz Atlar Zamanı’nda Filistin tarihini bir atın gölgesinde anlatıyor. Bir yandan Osmanlı’nın son döneminden İngiliz Mandası’na, oradan İsrail işgaline uzanan üç kuşağın hikâyesi;diğer yandan da toprak, kimlik ve direnişin romanı. Romanın ana ekseni “beyaz atlar” imgesiyle kurulmuş. Bu atlar hem saflığın hem direnişin sembolü. Yazar aslinda bir dönemi değil bir halkın hafızasını anlatıyor. Olaylar basladiginda Filistin hâlâ Osmanlı toprağı. Köylerde Türk askerleri var, devlet hâlâ İstanbul’dan yönetiliyor. Ancak Türk askerleri sevilmiyor. Onlardan kurtulmak istiyorlar. Osmanli da kendi derdine düştüğünde İngilizlerin bölgeye olan ilgisi artiyor. Savaşların, gizli antlaşmaların, vaatlerin arasında halk yavaş yavaş “bir şeylerin değiştiğini” hissediyor. Sonra 1917 Balfour Deklarasyonu geliyor. İngiltere, Filistin topraklarında bir “Yahudi yurdu” kurulmasını destekleyeceğini açıklıyor. İşte o andan itibaren halkın huzuru yavaş yavaş bozuluyor. Topraklar parça parça satılıyor,bazı köyler boşaltılıyor,yabancılar “misafir” gibi gelip kalıyor ama bir daha gitmiyor. Roman bu süreci,çiftçilerin, kadınların, çocukların hayatından gösteriyor.Yani tarih burada insanların günlük yaşamındaki küçük değişimlerle yazılıyor.
Beyaz Atlar Zamanıİbrahim Nasrallah · Bilgi Yayınevi · 202464 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2025 10. kitabı
Emrah Safa Gürkan,sevenleri kisaca ESG der.Videolarını ve kitaplarını çok severek takip ettiğim, hızlı konuşması ve engin bilgisiyle bazen kafamı açan bazen de yakan,o bilgiden bu bilgiye koşturan ve insanda inanılmaz bir araştırma ve öğrenme isteği yaratan bir tarihçi-akademisyen Bu kitabında, günümüzdeki kültürel ve davranışsal alışkanlıklarının nasıl taa eski zamanlardan ,kuşaktan kuşağa aktarıldığını anlatıyor. Neden dedikodu yapıyoruz? Neden hep başkalarını suçlama eğilimindeyiz? Neden farklı olana tahammül edemeyiz? Erkekler ve kadinlar neden farklı meslekler seçer? Neden fala ve büyüye inanırız? Ve hatta neden yemek sonrası hesap ödeme yarışına gireriz? .......... Bu ve buna benzer pek çok sorut arihî anekdotlarla desteklenerek tartışmaya sunulmuş. Evliya Çelebi’den yamyamlara, şempanzelerden kraliçelere,din adamlarindan cadi avlarina kadar uzanan örneklerle zenginleştirilmiş . Diğer kitaplarına nazaran daha kolay bir okuma oldu benim icin.Belki de artık tarzına fazlası ile alıştığım içindir. Kitapta altını cizmediğim,daha sonra araştiririm diye not almadığım çok az yer kaldi İzlerken de okurken de bir çok film veya kitap tavsiyeleri ile de karşılaştığım için elimde kocaman bir okuyacaklar,izlenecekler listesi oluştu. Artık ömrüm ne kadarına yeterse Sayfa kenarlarindaki barkodlari okuttugunuzda ise direkt sizi kaynağına gönderiyor bilginin.Bu kısımlar bile müthiş bir bilgi kaynağı Kitapta en sevdiğim alıntı şu.... Bilgi keşfedililip bizi yeni sorularla tanıştıracak ve aslinda bilmediklerimiz çoğaltacak değil de edinilecek ve dolayısıyla sonlu bir kümedeki Eksiğimizi tamamlayarak tüketmeye ve sona ulaşmaya daha da yaklaştıracak bir şey gibi algilamakta ısrar ettiğimiz sürece geri kalmamızin hem nedeni hem de sonucu olan bir şekilciliğin pençesinde
Ezbere Yaşayanlar - Vazgeçemediğimiz Alışkanlıklarımızın KökenleriEmrah Safa Gürkan · Kronik Kitap · 20222,519 okunma
Kadın Sünneti
Puan vermedi·256 syf.··
2025 9. kitabı
Ben bu kitabi neden okudum? Cok popüler olduğu icin mi? Cok edebi bir dili mi var? Otobiyografi olduğu icin mi ? Hayır. Ben bu kitabi 3 kız annesi bir kadın olarak okumam gerektiğini düşündüğüm için okudum. Kitabın konusu kadın sünneti olduğu ve kitapta yaşananlar gercek olduğu icin okudum. Waris Dirie, Somali çöllerinde göçebe bir ailenin çocuğu olarak doğar. Henüz 5 yaşındayken kadın sünnetine maruz kalır. Bu korkunç deneyimin ardından, çocuk yaşta zorla evlendirilmekten kaçar, önce Mogadişu'ya, ardından İngiltere’ye ulaşır. Bir temizlikçiyken tesadüfen keşfedilerek dünyaca ünlü bir model olur. Sonra da BM Kadın Sünnetiyle Mücadele Özel Elçisi olur. ️Kitabın en çarpıcı yanı, kadın sünnetinin vahşetini tüm çıplaklığıyla anlatması. ️Waris’in 5 yaşında yaşadığı o korkunç "ritüel" öyle korkunçtur ki. Ne anestezi vardır, ne tıbbi bir ortam. Bıçak gibi kesici bir taşla yapılan bu işlem sırasında acıdan bayılır. Sünnetten sonra ise bacaklar birleştirilip günlerce bir ağacın altında tek başına bırakılır. > “Ben çığlık attım. Annem oradaydı. Ama bir şey yapmadı. Çünkü bu da ‘kadın olmanın’ bir parçasıydı.” – Waris Dirie ️Kadın sünneti, kadın cinsel organının bir kısmının ya da tamamının kesilmesi ve çoğu zaman vajinal açıklığın daraltılmasıdır. ️İslam'a ya da herhangi bir kutsal kitaba doğrudan dayanmaz. Ancak Somali, Etiyopya, Sudan gibi ülkelerde, İslam’ın yerel kabile gelenekleriyle harmanlanmış biçimi meşrulaştırır. Amaç? Kadının cinselliğini “kontrol altına almak” Bakireliği “garantiye almak”
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,7bin okunma