Hem fakirsin,hem çirkinsin,hem siyahsin hem de kadınsın.
Üstelik Amerikada ırkçılığın tavan yaptığı, her çeşit köleliğin yaygın olduğu, kadının adinin olmadığı yillarda..
Celie,kaç sifır yenik başlamıştir hayata?
Tanrı'ya mektuplar yazıyor. Çünkü yaşadıklarını konuşamıyor, anlatamıyor,sadece yazabiliyor.
Kitabın daha ilk sayfasında tokat yemiş gibi oluyorsunuz.
Anne hasta. Annenin yapamadığını sen yapacaksın diyor baba.2 defa hamile kalıyor babasından. Ve bebeklerini de başkasına veriliyor.
Anne öldükten sonra baba,bu sefer kızkardeşine goz koyuyor.Celie'yi ise cok çocuklu, karisi yeni ölmüş bir adama satıyor. 14 yaşındayken
Adını bilmiyor evlendiği adamın.Bay....diye hitap ediyor. Bir sürü çocuğa annelik, kocasına karılık, evde ve tarlada hizmetcilik yapıyor. Bu adamın aklı ise ,zamaninda babasinin ,şarkıcı ve özgür ruhlu bir kadın olduğu için evlenmesine izin vermediği ilk sevgilisinde.
Celie"yi dövüyor.O'nu ,O şarkıcı kadın olmadığı için dövüyor hem de.
Sonra, babasının tacizlerine dayanamayan kizkardesi Neitty geliyor yanina.Ama Bay ..,Onu taciz ediyor.İtiraz edince de evden atıyor.
Kizkardesi bilinmezlige doğru gidiyor. Yazacağım sana diyor,her gün yazacağım. Her gün mektup bekliyor Celie . Ama posta kutusuna bakmasını yasaklıyor kocası. O da korkuyor, siniyor,uyuyor tüm yasaklara.
Tanri'yi bile erkek ,hatta beyaz bir erkek olarak tasavvur ediyor.Ona yardım etmediği için uzaklaşıyor
Kocası, ilk sevgilisi olan şarkıcı kadıni eve getiriyor bir gün.
Ve O kadın sayesinde önce cinsel sonra kadın kimliğini keşfediyor. Gülmekten utanmamasi gerektiğini öğreniyor.
Sonra, O ve hikayedeki tüm kadinlar bir şekilde kenetleniyorlar birbirlerine.
Diğer yandan Afrika'daki köleleştirmenin, toprakların nasıl ele geçirildiğinin, neden beyaz adamlara karşı