Şiirsel dili okuyucuyu büyüleyen ve her satırı tarih kokan bir kitap ile geldim bugün.
İbrahim Nasrallah, Beyaz Atlar Zamanı’nda Filistin tarihini bir atın gölgesinde anlatıyor.
Bir yandan Osmanlı’nın son döneminden İngiliz Mandası’na, oradan İsrail işgaline uzanan üç kuşağın hikâyesi;diğer yandan da toprak, kimlik ve direnişin romanı.
Romanın ana ekseni “beyaz atlar” imgesiyle kurulmuş. Bu atlar hem saflığın hem direnişin sembolü.
Yazar aslinda bir dönemi değil bir halkın hafızasını anlatıyor.
Olaylar basladiginda Filistin hâlâ Osmanlı toprağı.
Köylerde Türk askerleri var, devlet hâlâ İstanbul’dan yönetiliyor.
Ancak Türk askerleri sevilmiyor. Onlardan kurtulmak istiyorlar.
Osmanli da kendi derdine düştüğünde İngilizlerin bölgeye olan ilgisi artiyor.
Savaşların, gizli antlaşmaların, vaatlerin arasında halk yavaş yavaş “bir şeylerin değiştiğini” hissediyor.
Sonra 1917 Balfour Deklarasyonu geliyor.
İngiltere, Filistin topraklarında bir “Yahudi yurdu” kurulmasını destekleyeceğini açıklıyor.
İşte o andan itibaren halkın huzuru yavaş yavaş bozuluyor.
Topraklar parça parça satılıyor,bazı köyler boşaltılıyor,yabancılar “misafir” gibi gelip kalıyor ama bir daha gitmiyor.
Roman bu süreci,çiftçilerin, kadınların, çocukların hayatından gösteriyor.Yani tarih burada insanların günlük yaşamındaki küçük değişimlerle yazılıyor.