Bir ada gibi yükseliyorum yaşamın
üstünde, dibimi ve en dibimi dövüyor hayat, dalgalar gibi… Bende
ise sarhoş bir kayıtsızlık rüzgârı. Yürüyorum hayata karşı, fakat, bu
rüzgârın okşamalarıyla – yalnızca – yalpalar gibi…
Olmak istediğim kişinin kafasıyla düşünmek ama yalnızca olabildiğim kişi kadarıyla yaşamak… Düşüncelerim yakışmıyordu eylemlerime. Düşüncelerimdeki yücelik ve ihtişam eylemlerimin sefaletinde eriyordu.
Heyecanını kaybetmemek ve daima çocuk kalabilmek, budur benim istemimin yeşerdiği toprak… Çocukluk, özgürlük demek; olgunlaşmanın prangalara vurulmak anlamına geldiği
kadar…