Bugün, gittikçe insani değerleri ve erdemleri itibarsızlaştıran yeni dünya düzeninde bu derece kaygılı ve umutsuzsak, ana nedeni kendimize sormayı unuttuğumuz sorular bence
"Dertler, ahh dertler. Hangi kulun, hangi peygamberin başına gelmedi ki. Alimler şöyle açıklamış durumu: "Dertler hak ettiğinden başına geliyorsa temizle-niyorsun, hak etmediğin hälde geliyorsa yüceltiliyorsun? Her halükarda kârlı olan sensin yani,"
"Nasibin dağın taşın altında da olsa gelir seni bulur ve eğer nasipte yoksa ne
yapsan olmaz. Olsen olmaz, dirisen olmaz. Bazen öyle çok, öyle uzun olmaz ki,insana bir kabul gelir.”
"İnsan bence şurada yalpalıyor: Çabalamam gereken nokta
neresi, durmam gereken durak neresi? Ya tam vazgeçtiğim yerde, dilediğim şeye bir adım kalmışsa mesela. Ben o son adımı atmayıp gerisin geri döneceksem. Tam burada vazgeçemiyoruz bence tırmalamaktan. Ya bu çaba yetersizse, ya olması gerektiği kadar emek vermediysem..."