"Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir; kaldı ki, Allah çoğunu da bağışlar." (Şura, 30)
Bu ayetten anladığım; işlediğimiz haksızlıklar, hadsizlikler, haramlar, zulümler ve günahlar yüzünden Kudüs düştü... Biz günaha düştükçe, izzetten zillete düştük...
Günahlarımızla Allah'ı gücendirdiğimiz için bizi güçsüz bıraktı... Gaybi yardımlar kesiliverdi....
* Estetize edilen günahlar, hoşgörü ile karşılanan isyanlar, normalleştirilen haramlar bizi vurdu ve düştük...
İnanıyorum ki, temiz ellere Allah, Kudüs'ün iktidarını tevdi edecektir. Arınır ve adanırsak Kudüsü tekrardan alırız kuşkusuz...
Selahaddinler fethe gider, Zeydler dil öğrenip Peygamber aleyhisselatu vesselam'ın tercümanı olur. Marangozlar Aksa'ya minber yapar, Hanneler evlat yetiştirir. Meryemler bedel öder, Zekeriyalar göz yaşları akıtır yalvara yakara. Esmalar boykot eder, Furkanlar can verir. Kimi yürüyerek çöller aşar, kimi de suda yürür Mavi Marmaralardan.
Peki, senden ne haber?
Yaptığın işi en iyi şekilde yap! Hoca, davetçi, hafız, aşçı, çöpçü, doktor, öğretmen ya da fenomen fark etmez. İyi bir insanlık ve kaliteli Müslümanlık derdi taşıyarak alanında en iyi olmaya çalışmak, sağlam bir kadro olmak ve sağlam kadrolar yetiştirmek için elzemdir.
Mescid-i Aksa adına yapılacaklar bunlarla sınırlı değil şüp hesiz. Lakin biz, en az düşmanımız kadar çalışmamız gerektiğini bilmeliyiz.
Kendini zayıf gösterme! Sosyal medyada savaş fotoğrafları paylaşmak hem senin hem de o paylaşımları gören insanların gözünde bunları sıradanlaştırmamalıdır. Göre göre alışıyorsak eğer belki de bakmamalıyız. Müslümanların güçsüz, öldürülen, zulme uğrayan tarafta olması normalleşmemeli ve biz zihinlerimizde bunu kabullenmemeliyiz.
Boşlukta kalma! Vakit boşluğu, zihin boşluğu, gönül boşluğu olmamalı. Her zaman üstesinden gelinecek anlamlı bir zorluğa sahip olmak bizi daima diri tutacaktır.