Her iki durum da senin için kurtuluş yolu değil midir? Öyleyse niçin bir saman çöpü gibi titriyor, yersiz endişelere kapılıyorsun? Allah'tan korktuğun için, başka hiçbir şeyden korkmaman gerekmez mi?.." Korkmaması gerekiyordu. Yaşasa Allah için yaşayacak, ölse Allah'a kavuşacaktı çünkü. O halde neden ve niçin korksundu? Yaşamak, ya da Allah için ölmek! Kurtuluşu müjdeleyen, Allah'a dönüşe giden iki yol. Birisi biraz uzun, o kadar. Müslümanın hayatı bu iki yoldan ibaret değil miydi? Her ikisinin sonunda da Allah'a kavuşacağına göre, niçin yersiz endişelere kapılıyor, sabrını yitiriyordu? Üstelik bir şehidin oğluydu şimdi. Bu düşünceler ruhunu saran kabusu dağıttı. Gözleri aydınlandı. Bakışlarını kompartımanın camından çekti. Kan yüzüne hücum etti. Ferahlık doldurdu içini. Kendisine şahdamarından daha yakın olduğuna inandığı Rabbini kendisiyle birlikte hissedince başka bir hal kapladı ruhunu. Gücü arttı o anda. Gözleri daha iyi görmeye, kulakları daha iyi duymaya başladı. Direnci kat kat fazlalaştı. Trenin camından bakarken babasını Rabbine emanet etmenin rahatlığıyla Fatihalar okudu.