Bedenin ve ruhun yorulması apayrıdır
Insan ruhunu yorunca uyuyarak dinlenemez ancak beden yorgunluğu belki bi beş çayıyla ya da bir fincan kahveyle geçer ...
Ruhumu dinlendirmeye çalışıyorum..
Bolluk bilinci; hayatı, tek galibi olan bir rekabet Arenası olarak görmek yerine, sürekli genişleyen bir fırsat alanı, kaynak ve varlık Pınar'ı olarak görmemiz demektir.
Kendinizi başkalarıyla kıyaslamaz, onların başarıları için gerçekten mutlu olursunuz. 'Kıtlık bilinci'ne sahip insan ise kıyaslama temelli bir benlikten yola çıkarak başkalarının başarısını tehdit olarak algılar.
Gülen Adam, bir kez eli açık olur.Bu asık suratlılar, aslında cimriler soyudur ve çoğunluktadırlar. Işte bir gülmeyi bile esirgeyen adam, parayı haydi haydi esirger. Bu sokaktan geçen şehirli kısmının çoğu hiçbir şey karşılıksız yapmaz gülmeyi de ya kendisine alsın diye yavuklusu na güler ya iyi et versin diye kasaba güler ya terfi ettirsin diye müdüre güler ya oy versin diye halka güler böyle karşılıksız gülmeyi bilmez. Durup dururken gülenden de kuşkulanır suratını asıverir benden bir şey isteyecek diye..
"Cimri, servetini batırmak korkusuyla elindekileri vermeyen değil, senin sunduğun karşısında yüzünün ışığını esirgeyendir. Sen tohumlarını attığın zaman güzelleşmeyen toprak, cimridir."
"Haris şereften başka bir şey istemez ve utançtan başka bir şeyden korkmaz," demişti spinoza. Ahlak jandarmalığı yapan, çok gürleyen, insanlara ahlak dersi veren,parmak sallayan insanlarla karşılaştığımız zaman merak edelim; bu kişinin geçmişte sakladığı, gizli utancı nedir?
Hassas ve ince ruhlu insanlar, başkalarının yerine de utanabilen insanlardır; kötü bir şeyi iyi bir şeyle degistirememenin, onu "hiç olmamış" kılamamanın utancını, sorumlu ama aciz olmanın insanlığa verdikleri taahhüdün gereğini yerine getirememiş olmanın utancını iliklerinde hissederler.